Aklın başka yere gitmesi, hayatımızın bir gerçeği. Ne yaparsak yapalım, hayatımızın yüzde 47’sinde aklımız başka yere gidiyor.
Aklımız, en fazla DİŞİMİZİ fırçalarken en azsa SEKSTE başka yere gidiyor.
Aklımızın başka yere gitmediği anlarda çok daha mutluyuz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Pozitiflik seviyemiz yükseldiğinde de beynimiz negatif, nötr ya da stresli olduğu zamankinden çok daha iyi çalışıyor. Kavrama yetimiz gelişiyor, yaratıcılığımız artıyor, enerji seviyemiz yükseliyor. Hatta, pozitif olan beynimiz negatif, nötr ya da stresli haline oranla yüzde 31 daha üretken oluyor.
Notre Dame Rahibeler Okulu’ndaki, hepsi 1917’den önce doğmuş olan 180 sağlıklı rahibeden kendi düşüncelerini otobiyografik günlükler şeklinde yazmaları isteniyor. Bundan 50 yıl sonra bir grup araştırmacı bu yazıları inceliyor. Rahibelerin 20’li yaşlarındaki olumlu düşünce yapıları acaba hayatlarının geri kalanlarını da etkiliyor olabilir mi?
Evet, kesinlikle etkiliyor.
Daha mutlu içeriğe sahip günlüklerin yazarları diğerlerine oranla neredeyse 10 yıl daha fazla yaşıyor.
En mutlu yüzde 25’lik dilim içindeki rahibelerin yüzde 90’ı 85 yaşında hayattaydı.
Buna karşılık en az mutlu yüzde 25’lik dilimin ise yalnızca yüzde 34’ü hayattaydı.