Acının yokluğu, gereksinimlerin giderilmesi ve bunun sonucu olarak iş güç, yani hayat tarzını seçme özgürlüğü şimdi Pierre’e insanın şüphe götürmez, en yüksek mutluluğu gibi görünüyordu. Acıkınca yemenin, susayınca içmenin, uyku gelince uyumanın, soğuk olunca sıcağın, konuşmak ve bir insan sesi duymak istenince bir insanla konuşmanın zevkini burada, ancak şimdi ilk kez olarak tamamıyla tadıyordu.