"Sen benim -nasıl söylesem bilmem ki, her tür teşbih yetersiz kalır çünkü- sen benim her şeyimdin işte, tüm hayatımdın. Her şey ancak seninle ilintiliyse hayatımda vardı, hayatımdaki her şey ancak seninle bağlantılıysa bir anlam taşıyordu. Tüm hayatımı değiştirmiştin. Öncesinde ilgisiz ve vasat bir öğrenciyken, birdenbire okulun en parlak öğrencisi olmuştum, kitapları çok sevdiğini bildiğimden gece yarılarına kadar kitap okuyordum, annemi hayretler içerisinde bırakarak birdenbire adeta inatçı bir ısrarla piyano çalmaya başladım. Çünkü senin müziği çok sevdiğine inanıyordum..."
"Ancak yapayalnız çocuklar bu tutkuya sıkı sıkıya sarılır; diğer herkes duygularını sohbetlerde konuşa konuşa tüketir, yakınlarıyla paylaştıkça köreltir, hepsi de aşk hakkında duymuş, okumuştur, aşkın ortak kader olduğunu bilirler. Bir oyuncakla oynar gibi oynarlar, oğlanların ilk sigaralarıyla hava attığı gibi böbürlenirler. Ama benim sırrımı açabileceğim kimsem yoktu, kimse bana nasihatte bulunmamış, kimse beni uyarmamıştı..."
"Beşinci mumu aldım ve şimdi sana bu mektubu yazdığım masanın üzerine koydum. Zira ruhumdan taşanları haykırmadan dayanamam ki ölü yavrumla yalnız kalmaya ve bu korkunç anda sana, her daim benim her şeyim olan sana da yazmayacaksam kime yazacağım ben?.."