Giriş Yap
Zeyneb Öztürk
@SuedaReyyan
Darul Mihen'de Kimyayı Saadeti arıyor... Araf'ta gün sayıyor.. Yaprak topluyor, hayal kuruyor...
doktor
yüksek lisans
sakarya
Ankara, 26 Şubat 1984
2650 okur puanı
30 May 2015 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
135 syf.
"Çünkü yaşadıkları hayatı küçümsüyorum. Tercihlerini ahmakça buluyorum. Birçoğunun varlığından utanç duyduğum bile söylenebilir." Sf 148.. Tüm kitabın özeti... İnşallah seviyesine ulaşabilen, Ömer Faruk Hazretlerini anlama zekasına sahip seçilmiş okurcuklar çıkar. Ama tabi çok zor. Seviye çok yüksek.. Veda kitabımdır kendisine, dinden soğuyup, dindarlardan uzaklaşmadan... Hep O'ndan bahsetmeli iken... Onlar deyip aslında bilinç altı kocaman "BENNN" diye haykıran.. Koskoca bir enaniyet... Kalbim kaskatı.. Herkese, herşeye çemkirip, İslamı yaşamayan kafirciklere hakaretler savurup, herkesin hükmünü verip, Cennete kocaman kibrimle giresim var.. Kitaptan sonra hıssettiklerim bunlar.. Bir duayla bitirmek istyrm.. "Rabbim akıbetini, akıbetimizi hayreylesin..."
Bir Kitap Bir Balta
8.3/10 · 1.004 okunma
Reklam
525 syf.
Henüz 45. sayfadayım ancak yazmam gerekti. Kitap bittiğinde de ekleme yapamam muhtemel. Bir daha bu kadar hissedebilir miyim bilmiyorum, o yüzden müsaadenizle… Ben Necip Fazıl Kısakürek’i seviyorum. İdeolojisinden, siyasi kelamlarından, dini görüşünden değil bu sevgim. Geçmişini hiç sorgulama ihtiyacı da hissetmedim. Bir tek vasiyetini çok kere okuyup, dolabıma ayrıca koydum. Ben cümlelerindeki heybeti, ciddiyeti ve vakarı seviyorum. Hatta kitapçıda rafları gezerken gördüğümde neden bilmem kitaplarına gelince, dik durup saygıyla ve değişik bir mahcubiyetle adımlarımı sessize alıyorum. Hani uyku mahmurluğuyla bakınırsın boş boş öylesine en büyük sınava ramak kala, NKF cümleleri benim için o an başıma dökülen soğuk su… Gururlu ama gecelerdir uykusuz bir ordu komutanının tavizsiz ’’hazır ol’’ komutu gibi. Tembeller cehenneminde öldürürken saatlerimi; zihnimi, nefsimi sarsıp titreten, bazen ölmüş fikir hayatımdaki nabız yoklaması misal… Beni bana getiren… Amaçsız ruhuma bazen, olması gereken bir davayı hatırlatan… Kaç yaşında olduğumu ve günde kaç saat uyuduğumu sorgulamaya iten… Okuduktan sonra yapılacak işler ve okunacak kitaplar listemin upuzadığı… Dağınık hayallerime çeki düzen veren… Davasının ne olduğundan ziyade, davasındaki ve edebiyatındaki duruşuna hayran kaldığım … Hatta okurken cümlelerini, hissettirir yazarken çektiği beyin ve ruh sancısını, uykusuz saatlerini. Hatta sigara dumanını. Ben kalemini, edebi gücünü seviyorum Necip Fazıl’ın. Cümle sonlarındaki binlerce anlam yüküyle kıvranan çoklu noktalarını… Abarttın diyeceksiniz belki ama, uzanarak okuyamadım hiç bir kitabını. Onu okurken Nuri Pakdil misal kalkıp takım elbise, pür ciddiyet hazırlanma ihtiyacı hissettiğim oldu benim. Diğerlerinden farkı ne deseniz yazarda bulduğun; Rabbin’ ini arayış yolculuğunda – ki o Alemlere halife muhatabiyetinin gerektirdiği haysiyet ve heybet ile- ama bir o kadar acziyetini tasvirdeyken, kendi birebir muhasebesinden dökülen itiraf ve teslimiyet… Çektiği ruh hafakanlarından binbir zahmetle çıkardığı -az ve öz- cümleye sığdırdığı devasa hikmetler… Dahiliye uzmanı olarak mecburi hizmet için gittiğim -Yozgat Sorgun’da- bir dönem beraber çalıştığımız sekreterimiz, Emrah kardeşimdir bana Üstadı tanıştırıp sevdiren. Hani okur sevdiği yazarın rengiyle boyanır, hallenir ya. Dört saatlik uykusuyla köy işlerini bitirip, aynı titizlik ve ciddiyetle ve dahi tertemiz sabah erkenden poliklinikte hazır bulunan, çalıştığı işe ek 2 üniversite okuyan, öğle aralarında içmediği çay paralarını ayırarak NFK kitapları için para biriktiren kitap dostum Emrah. Merkeze alışveriş için gideceğimi öğrendiğinde, o kitapseverlere has samimi tebessümü ile benden gelirken almamı rica ettiği kitabın adıydı ‘’Bir Adam Yaratmak ‘’ ve de ilk okuduğum eseri Necip Fazıl’ın… Velhasıl; ben çok seviyorum Necip Fazıl okumayı…
Veliler Ordusundan 333
8.0/10 · 184 okunma
·
4 yorumun tümünü gör
392 syf.
Elimde alınacak kitap listemle gezerken rafların arasında, bu kitabı görünce uzunca durakladım karşısında. Elif Şafak’ın son iki kitabını okuduktan sonra bir daha okumam muhtemel derken. Yanımdaki kitap dostumun ‘’İçinde kalmasın, vedalar iyidir! ‘’ cümlesiyle, koydum diğer kitapların arasına. Zira kitaplar alemine adım attığım dönemlerde ev sahipliği yapmıştır bana yazar  tüm kitaplarıyla. Severdim psikolojik tasvirlerini, farklı uçlardaki hayatları  buluştururken çizdiği renkleri. Ama Elif Şafak mı değiştirdi kalemini, ben mi kitap okudukça seviye atladım bilmiyorum, zira bu kitap benim kendisine veda kitabımdır. Bunu ayırt edebilmem için eski kitaplarını tekrar okumam gerek galiba;  ancak hayat kısa, okunacak kitap çok:) Farklı hayatları yine buluşturmaya çalışmış yazar kitabında. Uçları, tutunamayanları… Aslında yabancı değilim karakterlere. Kaç yıl acil nöbetlerinde şahit oldum ben de hayat kadınlarına, travestilere, töre kurbanlarına, ensest madurlarına. Bir adım ötesini resmetmiş yazar elbet. Hayallerini, pişmanlıklarını, isyanlarını. Ama gene de olmamış. Cümleler eksik kalmış. Altını çizdiğim, bana kalan cümleler o kadar azdı diyebilirim. Biraz zorlama devam etmiş sanki. Vermek istediği fikirlerin etrafında karakterlerin sohbetlerinin tekrarında kalmış. Ve neden bilmem, önceden farketmedim bu kadarını, artık kitaplarında ensest ilişkilerin analizinden ve cinsel tercihlerin sorgulanmasından çokça bahsediyor artık yazar. Ve karakterlerin cümlelerinde kendi itirafını, fikirlerini haykırıyor bence. Yani edebi kaygıdan ziyade, öncelikle kendisiyle yüzleşme ve zihniyet muhasebesi bence son kitapları.  ( mesela; cdn.1000kitap.com/resimler/mesajlar/2... ) Niyetim inceleme yazmak; fikirlerini, tercihlerini eleştirmek ya da edebiyatına puan vermek değil hoşgörünüze sığınarak. Paylaşmak istediğim başka şey.  Hani her kitap illa ki birşeyler bırakır ya insanda. Bir duygu, empati, endişe, muhasebe, özlem, niyet?? İlla ki bir şey tattırır. İşte bu kitaptan bana miras ‘’ Kimsesizler Mezarlığı’’ dır . O yüzden erteledim bu kitaba birşeyler yazmayı. Gidip görmeden yazmak istemedim. Geçen hafta sonu, kitapta ilk defa varlığını öğrendiğim İstanbul Kilyos’takı Kimsesizler Mezarlığı’nı ziyarete gittim ben. Her bir âdem, binlerce alemken… Orada kimsesizler mezarlığı sakinlerine dualar gönderdim, anlık da olsa kimseleri olmak niyetiyle. Birbirine karışmış, metal levhalardaki rakamlardan ibaret kimsesizlerin hayatından haberdar etti beni Elif Şafak. Saçma beki ama  yazarın selamını da ilettim mezarlık sakinlerine. İşte yazarın cümlelerinde bulduğum belki de buydu: Merhamet…  Gönlüme dokunan, vicdanımı dürten. Sırf bu yüzden bile kendisine teşekkür ederim ben vedamı da yaparken:) Bir de en aşağılık bir konuyu bile tasvir ederken bence bir nezaket seviyesi var yazarın ki takdir edilesi. cdn.1000kitap.com/resimler/mesajlar/2... cdn.1000kitap.com/resimler/mesajlar/2... Nezaketle, merhametle… Keyifli, bereketli, kaliteli okumalar efenim..
·
6 yorumun tümünü gör

Okur takip önerileri

Fatma Naz
@NesvedarrZeyneb Öztürk ile benzer
sena pelin
@katranmavisiiZeyneb Öztürk ile benzer
Mmefhari
@munevverTZeyneb Öztürk ile benzer
Daha fazla göster
Halt etmiş.. Ne yaşadı yazar geçmişinde bilmiyorum ama... Kendi adına da fazlasıyla üzüldüm.. Akif Inan'dan sonra olmadı... Olmamış... Olamaz... Bu kadar basit düşünülemez - ki kadın her şeyden önce insan- ...binlerce alem... Allah'ın halifesi... Radikal ve rijit hatta argo cümlelerle ilgi çekebilme amacıyla yazıldığı izlenimi verdi bana... Devam edemedimmmm... Keske görmeseydim... Kendisini Mavi Marmara ile ilgili bir söyleşide tanıdım, arkadaşların tavsiyesi ile okumaya çalıştığım ikinci kitabı.. Bunu da onun gibi yarım bıraktım:(( Midemde hazmedemediğim yemek sonrası hissini verdi bu kitap... O kadar... Bu ne ya???? Neyse...
2 yorumun tümünü gör
144 syf.
Kitaba ilk başladığımda dedim ki kendime; ‘’Mehmet Hocam, bu sefer aceleye gelmiş sanki…’’ Ve kendimce zaman koydum bitirmek adına- ‘’10-15 günde bitireyim’’- diye. Lakin, akşamın beşi olmuş, önümde iki güne çevirisi bitirilmesi gereken kağıt yığını dururken ben inceleme yazıyorum. Karşımda kütüphane görevlisi koca gözlüklü kitap kurdu delikanlının elinde başka kitap var dikkatimi çeken. Yavaşca gittim yanına ve sordum ‘’Dün kütüphaneye bağış yapılan elindeki kitap ( Yola Düşen Gölgeler) nerede?’’ diye. Kaderin en ballı yerine düşen genç kitap dostum cevap verdi kitapseverlere has o güzel tebessümüyle; ‘’ Hocam çok güzeldi, dün çıkarken bitirmiştim zaten.’’ Yaklaşık 2 yıl önce, hem de tam doğum günümde imzalı bir kitap kargosu almıştım, ‘Tuna’ın Türküsü’. Ve yine bir Şubat ayında imzalı ve samimi notuyla süslenmiş yeni bir kitap kargosu daha. Mehmet hcm hoşgörsün ama doğum günlerinde sadece banka mesajlarıyla hatırlanan biri olarak kitabın o notunu sosyal medyada herkesle paylaştım diyebilirim. Velhasıl ilk incelememde de dediğim gibi; cinsi erkek grubundaki türü tükenmiş böyle nezih, zarif ve latif kalemlerin beyinleri tıbben koruma altına alınmalı bence :) Kitaba gelecek olursak; gösterişsiz, bizden, duru bir anlatımla ve giderek kendini açan bir roman. Sanki kendimi aynada gördüm okurken. Şöyleki; ilk girdiğim mekan ve muhabbetlerde biraz soğuk, sessiz, düz ve ayrıntısız başlarken ruhen yakın olduğum dostlarla dilim açılır, hayal gücümün sınırları zorlanır, perdeler kalkar. Kitap da sanki öyle başladı ama açıldıkça açıldı, sardıkça sardı. Bence yazar önce okuruyla selamlaşmış, biraz soluklanıp yüreğini açıvermiş olanca samimiyetiyle. Sanki o otobüsteymişim de, hergün gördüğümüz o insanlar yanı başımızda. Yani anlatım sade, güçlü ve akıcı.Tenkitler yerinde, iddiasız ama tesirli. Hatta bir kelimenin altında bile onlarca yorum, eleştiri var okuyabilene... Ve yazar o kadar samimi yazmış ki, kitabı okuyan okurlar yazarın Samsunsporlu, aşırı empati sorunu ile imtihanı olan bir kız babası olduğunu anlayabilir. Hatta şu cümlede yazarı bulmak da kabil bence; ‘’Ideolojik gömlekler giymiş olanlar için o, anlaşılmaz birisi olmuştu. Kendisini, "Illa da bir kimlik istiyorsanız demokrat ve insan deyiverin." diye nitelendiriyordu. Mesela o, birbirleriyle hasım ve mahkelemik olan Sabahattin Ali'yi de okuyordu, Nihal Atsız'ı da….’’ Ek olarak, bence yazar ‘’Gezi yazıları ve Tarihi romanlar ‘da yazmalı, bunu esirgememeli okurlarından. Zira bu konuda donanımlı ve tecrübeli. Velhasıl; Kahrolsun cep telefonları, kavuşup da sevemeyenler, ruh hastası politikacılar, savaş yanlısı din tüccarları… Kahrolsun haksızlık karşısında susup, arkadan gövde gösterileriyle şov yapan mahluklar… Kahrolsun partizanlık, fanatizm, beyinsiz siyaset… Ve yaşasın Samsunspor… Yaşasın Samsun Pidesi ve kitaplar… Yaşasın kitap dostlukları… (Son olarak; 1-Bosna katliamı ile ilgili film önerileri rica olunur inceleme okurlarından, okuyorlarsa tabii:)) 2- Biri beni bu kütüphaneden kurtarsın -1000kitap.com/incierdem -, gözlerim çok acıyor ve bugün 4 kitap daha aldım ve hala tarih ve coğrafya cahiliyimmm…) Hayat yolculuğunda; samimi, güzelim kitap dostları ile yolculuklar ve keyifli okumalar dilerim …
Yola Düşen Gölgeler
8.8/10 · 154 okunma
·
18 yorumun tümünü gör
Reklam
2
6
53 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42