Vazgeçebilmene kızıyordum. Bunu isteyip istememeni, bunun elinde olup olmamasını, hatta bunun
seni üzüp üzmemesini bile umursayamıyordum çünkü vazgeçebilmen bütün mantığı öldürüyordu. Yokluğun içinde mantık yaramıyordu. Yine yaramıyordu. Yaramaz. Yıllar sonra, sadece sana
ve bana ait olan bir dünya yarattık biz, beraber. Yarattığımız,
beş servisten oluşan bir menü değil, küçük bir dünyaydı, küçücük, görünür ama görünmez, duyulur ama duyulmaz, bilinir
ama bilinmez bir dünya ve sen o dünyadan yürüyüp gidiyordun.
Yürüyüp gidiyordun çünkü gidebiliyordun