1906 yılında kaleme alınmış ezilenden yana, adalet ve özgürlük arayışı içinde olan Gorki’nin günümüz dünyasında hâlâ aynı arayış içerisinde okuduğum kusursuz eseri...
Ne acı!
Gerçeğe varmak için direnen, sayısız acılara karşın kararlarından dönmeyen, yeni, aydınlık bir yaşam için kanlar döken Pavel ve yoldaşlarının hikayesi... Ancak bu yoldaşlar arasında sırtlandığı dünya yükü karşısında oğlu Pavel’e ve onun davasına sıkı sıkıya bağlanan ANA ile yaşıyoruz kitabı. Dönemin Rusya’sını, toplumcu gerçekçiliği hatta bunların da ötesinde, Yazar Gorki’nin ideolojik düşüncelerini bile ANA karakteri üzerinden görebilirsiniz. Kitaptaki akıcı betimlemelerin yanı sıra karakterler arasında geçen diyaloglar o kadar etkileyici ve gerçekleri o kadar güçlü yansıtıyor ki, eminim kitabı okumayı düşünen herkes de en az benim kadar altı çizilesi cümlelerde bulacaklardır kendilerini :)
Ana, benim etkisinde kalacağım bir klasik oldu , aynı hisleri yaşatması dileği ile ...