Ne var ki, hayatın en önemsiz ayrıntılar açısından bakıldığında bile, insan herkesin gözünde, özdeş isteyenin bir şartnameyi ya da vasiyetnameyi inceler gibi inceleyebileceği, maddi bir bütün teşkil etmez; sosyal kişiliğimiz başkalarının düşüncesini yarattığı bir şeydir. “Tanıdığımız birini görmek” diye adlandırdığımız basit bir eylem bile kısmen zihinsel bir eylemdir.
Zira Sosyal ya da özel, işle ya da evle ilgili, kendi başına ya da başka birisiyle birlikte hareket ettiğin yaşamın hiçbir kısmı yükümlülükden yoksun olamaz; yaşamda ahlaken doğru olan her şey yükümlülüğün yerine getirilmesinden, yanlış olan her şey ise yine yükümlülüğü es geçilmesiden kaynaklanır.