Süleyman Doğan

Kadın erkeğe beğenisini her zaman göstermez, kendi yaşamını yaşamak ister, sevilmek ve korunmak gereksinimi duymaya başlarsa ve uç noktalarda erkeğin başka kadınlarla olan ilişkilerini bağışlamazsa –ya da bu ilişkilere karşı hayranlığını belli etmezse– erkek çok derinden kırılır, umutsuzluğa düşer ve çoğunlukla bu duygusunu gizleyerek kendi kendini "o kadının kendisini sevmediğini, bencil olduğunu, üstünlük tasladığını" söyleyerek aldatır.
Sayfa 115·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Daha önce incelediğimiz anne ya da baba merkezli kişilere ilişkin duygusal gelişmeleri, anneye çocukça bir bağlılıkta takılıp kalmış erkekleri ele alalım şimdi. Bunlar sanki henüz süt bebekleri gibidirler. Bu adamlar hâlâ kendilerini çocuk gibi hissederler; annelerinin koruyuculuğuna, sevgisine, sıcaklığına, bakımına ve hayranlığına gereksinimleri vardır. Annelerinin koşulsuz sevgisini, salt çocuk oldukları için, çaresiz oldukları için kendilerine gösterilen sevgiyi ararlar. Bu tür erkekler kendilerini bir kadına sevdirmek istediklerinde çoğunlukla fazlasıyla yumuşaktırlar, bu durum o kadının sevgisi kazanıldıktan sonra da sürer. Oysa kadına (aslında tüm insanlara) olan bağlılıkları yapay ve sorumsuzdur. Amaçladıkları sevilmektir, sevmek değil.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Böylesi sevgi ve evlilik kavramında asıl önemli olan tek başına olmanın dayanılmaz duygusundan kaçıp bir şeye sığınmaktır. "Sevgide" insan en azından yalnızlıktan kaçıp sığınacağı bir liman bulabilir. İki kişi, dünyaya karşı bir tür ortaklık kurar ve bu iki kişilik bencilliğin sevgi olduğu yanılgısına düşer.
Sayfa 108·Kitabı okudu
"Karakterimiz değiştokuş etmek, almak, tüketmek, değiştirmek üzerine kuruludur. İster ruhsal olsun ister nesnel, ne varsa her şey tüketimin ve değiştokuşun nesneleridir."
Sayfa 107·Kitabı okudu
​"Tüm dünya, ağzımıza layık büyük bir nesnedir; büyük bir şişe, büyük bir elma, büyük bir memedir. İnsan, ebediyen beklenti içinde ve ebediyen düş kırıklığı yaşayan bir emici olup çıkmıştır."
Sayfa 107·Kitabı okudu