Süreyya'nın benliği yaratıcının kediye hayat bağışlamasını, onun her ihtiyacını görmesini, her an onunla ilgilenmesini, ona en güzel biçimi vermesini, tüylerini olabilecek en güzel şekilde yaratmasını görmezlikten gelip, kedisi için yapageldiği tek şeyi yani onu besleme fiilini - ki o da yaratıcının verdiği ikram etme, yardım etme, merhamet ve şefkat etme duygularından dolayı gerçekleşiyordu- tümüyle kendine mal etmiş, bu fiili sahiplenmişti. Kedisi iyiyken, sağlıklıyken, onun büyümesini kendi sahiplenirken yani "işler yolunda giderken" yaratıcıyı unutuyor; kedinin başına bir hastalık geldiğinde ise yaratıcıdan yardım istiyordu. Kedi sağlıklı iken kedinin sahibi sanki Süreyya idi. Süreyya neptün'ü bahçesinde bulmuş olmasına, onun varoluşuna hiçbir katkısının olmamasına, onu evinin bahçesinde görene dek Neptün diye bir varlığın farkında dahi olmamasına rağmen Neptün için benim kedim demişti. O sağlıklı iken Süreyya'nın kedisiydi de hastalanınca mı sahibi yaratıcı olmuştu?