Uzun zaman sonra en ilginç, en etkileyici, en iyi ters köşe yaptıran bir kitapla karşılaştım.
İlk başta okurken biraz sıkıldım. Sıkılmamın nedeni karakterleri karıştırmamdı. Çünkü karakterlerin birden fazla ismi varmış gibi hissettim. Bu yüzden kitabı anlayıp mera etmem dokuzuncu bölümü bulmuş oldu ama asıl heyecan da orada başladı.
Kitaptan biraz bahsedersem eski zamanları anlattığı için o zaman yaşanılan baskı, zorbalık, erkek egemenliğine, zor şartlar altında sevginin var olduğuna değinilmiş. Okurken yaşadığım şaşkınlığı anlatmakta güçlük çekiyorum. Çünkü kitabın başında bahsi geçip kapanan ama merak ettiren bir konunun kitap sonunda ortaya çıkıyor olması. Merak edilen o konu ise geçekten de hep dizilerde rastladığımız ölen birisinin son cümlelerini söylerken yarım kalması şeklinde görüyorsunuz. Devamında öldü zannedilen karakterlerin bir anda yaşıyor olması, bir olayda kesin öldü bu burda demeniz gibi şekilleniyor.
Genel olarak kitapta da değinilen gerek konusu olsun gerek mimari anlatımları tam bir gotik roman olduğunu ortaya seriyor.
Yazarın ilk ve tek türkçe çevirisi olan kitabı. Umarım yakın zamanda diğer kitaplarınında çevirisi olur. Çünkü karakterleri anlatması, yaşanılan dönemin özelliklerini çok iyi vurgulaması ve yer betimlemelerini çok iyi yapıyor olması.