Sümeyye profil resmi
Sümeyye kapak resmi
DM kullanmıyorum, lütfen mesaj atmayın.
Lisans
Marmara Üniversitesi
Afyonkarahisar
Kadın
111 kütüphaneci puanı
671 okur puanı
11 Eki 2017 tarihinde katıldı.
DM kullanmıyorum, lütfen mesaj atmayın.
Lisans
Marmara Üniversitesi
Afyonkarahisar
Kadın
111 kütüphaneci puanı
671 okur puanı
11 Eki 2017 tarihinde katıldı.
  • 64 syf.
    ·9 günde
    Kelimelerin yürekte iz bıraktığına inanır mısınız? Cümleleriyle aşina olur musunuz bir ruha? Ve yine cümleleriyle dokunuşunu özler misiniz? Biz özlemiştik. Ki 36. sayıda kelimelerinin yüreğimize dokunuşunu özlediğimiz pek çok isim bir araya gelmiş solmaya yüz tutan ruhlarımıza önce dert sonra da âşinalıklarıyla derman olmuşlardı.
    Bu sayıda sokak köpeklerinin başını okşamış, onlara selam vermiş, Leyla'nın(âh!) uzanamadığımız ellerini tutmuş, gece yarısı sessizliklerimizi bir bir dile getirmiş, merdivenleri ağır ağır çıkmış ve sevenlerin elbet ayrılacağına karar vermiştik.
    19. Sayı itibariyle katılmiştım bu güzel seven insanların kervanına. Dergiyi soluksuz okuyup sonrasında ulaşabildiğim tüm sayılarını sipariş vermiş bir sonraki sayıya kadar gün be gün her birini özenle okuyup cümlelerini yüreğime nakşetmesine izin verip gönlümün en güzel yerine kuruluşunu keyifle izlemiştim.
    Başka hangi dergiyle kavuşamadığımız icin Ulaştırma Bakanına sitemler edebilirdik ki? Acıyı tüm icadların anası ilan edip başka hangi dergi her sayısında daha fazla, daha da fazla yakabilirdi ki? Ve hatta bir gecekondunun damı gibi içinize doğru ağlayıp kırıldığınız için özür dilemeyi de başka hangi dergi öğretebilirdi?
    Ve başka hangi dergi geceyi resmi olarak başlatıp sonlandırarak gece kavramının güneşin batışından bağımsızlığını açıkça gösterip okurunun kalbine bu denli hitap edebilirdi?
    ....
    Bir şekilde devamını getirmek istediğim bu yazıya cümlelerimin böyle devam edeceğini düşünmezdim ki an itibariyle hüznümü anlatacak kelimelere de haiz değilim.
    Dün 7. Sayı (Nisan 2016) itibariyle tanıştığım (ki bu sayının kapağında 'İnsanlık Öldü' yazıyordu) ve ara ara sayılarını aldığım Arkakapak derginin son zamanlar yaşanılan ekonomik problemler nedeniyle yayın hayatında bulunamayacağını açıklamasıyla yüreğimin tam ortasında bir düğüm oluştu, yazıyorsam korkuyla yazıyor, yazdıkça bu düğümün karmakarışık olmasını izliyor ve bu olay öncesinde izdiham dergi için, benim biricik -üzülenlerin ve üzüntülerinden yutkunamayanların da dergisi olan- güzel dergim için yazdığım bir kaç satırı sizlerle paylaşmak istedim..
    Sadece son zamanlarda dile getirilen pek çok haklı sitemden birine yer vermek istiyorum: ' Türkiye'nin en köklü dergileri yeni sayıya paramız yeter mi derdiyle dertlenirken ve hatta yayına ara verip, kapanma durumunda kalırken nasıl oluyor da bir sayfaya iki cümle yazan niteliksiz kitaplar ayın kitabı, en çok okunanlar gibi listelere girebiliyor??!'

    Söyleyemediklerim ise sessizliğime emanetti vesselam.
  • 88 syf.
    Zweig, bu kitabında annesi ve bir günde kalbini açıverdiği, en sevdiği insan ilan ettiği yabancı bir adamın ihanetiyle sarsılan bir çocuğun yüreğine dokunuyordu. Peşinen itiraf etmeliyim ki yine ihanete uğrayan yüreğin tarafında, onun hüznünde buldum kendimi ki hıçkırıkları boğazında düğümlenirken, annesinin karşısında güçlü bir duruş sergileme isteğiyle göz pınarlarına gelen yaşları reddederken hatta karanlık bir ormanda içindeki nefreti çocuksu serzenişleri ve ağlayışıyla kusarken hep yanıbaşındaydım. Kâh sözlerimle kâh yaşanmışlığımla yüreğine dokunuyor "Üzülme, büyükler de aldatılır. " diyordum. Ve yine hayata bir günde alınan, tüm kalple sevilen, kişinin uğruna her şeyi bırakmayı göze aldığı hatta gözünde sevilen olabilme umuduyla kişinin kendinden dahi vaz geçtiği O Adam vardı ihanetin baş rolünde. Yine bir günde gelmiş, tüm hayat ve hayaller olmuş, sevilmiş ancak sevmenin zerresini kıyısından köşesinden bile geçirmemiş, bir hayatı yıkıp tarumar ederek o vakarlı duruşuyla çekip gitmişti. Ancak bu kez ihanete uğrayan bir çocuktu ve ihanetin rengini daha da koyultan bir anneydi.
    -Alçak!
    Diyordu çocuk, tüm yüreğiyle büyüyüp hayata atılmayı ümit ederken hayatın sillesi o çok sevdiği adamın yumruğu olarak iniyordu suratına . Anlık küçük zaferleriyle sevinip, sevgisini nefrete dönüştüren ve o nefretiyle harmanlanan çocuk
    -Alçak! diyordu,
    -Alçak! Güvenmiştim!
    ...
    Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat kitabından sonra Zweig burada bir çocuğun psikolojik tahlilini kusursuz vermiş gibiydi. Yine de dil biraz yavan mı kalmıştı sanki?
    Bilemiyorum, ruh halim de buna takılacak modda değildi zaten.
    Ben çocuğun dişlerini sıkıp söylediği o nefret sözlerindeyim.
    -Alçak!
    Ve kaçıp gidişinde...

    Sahi dönüşür müydü sevgi nefrete? Öylece?
  • 80 syf.
    ·1 günde
    Bu kitap bir kadının yirmi dört saati değil ömrünün her bir anını kaplayan aşkı, hayalleri, umutları, nefret ve en derinden yaşadığı pişmanlıklarını bir solukta insanın ruhuna işleyen bir kitaptır şüphesiz.
    Bir kadının daha önce hiç tanımadığı bir erkek uğruna tüm hayatını, onurunu hiçe sayıp ' onun için sokaklarda dilenirdim' diyebilecek kadar aşkı doruklarında yaşamasının yanı sıra aynı adamın ölüm haberini aldığında 'hiç etkilenmedim, mutlu bile oldum, çünkü onunla yeniden karşılaşma korkum sonsuza dek yok olmuştu' diyecek kadar pişmanlık, nefret ve hayal kırıklığıyla sarmalanması sanmıyorum ki daha iyi anlatılabilsin!
    Mrs. C'nin sevdiği adam tarafından görülmediği o anlardaki hisleri, onu kaybettiğinde yine onun anılarına sığınışı, mekanları sevdiği adamın hatıralarıyla bağdaştırma çabasıyla sıkışan yüreğinin ihanetle karşılaşması... Her biri efendim, her biri ruhumun acıyla kavrulmasına neden oldu. Bilmiyorum belki de bu hisleri Mrs. C'yle birlikte doruğunda yaşamam içinde bulunduğum yoğun ruh halleri dolayısıyladır.
    Zira onun gibi tek bir hatıraya tutunabilme çabasıyla Yıldız Parkı'na gitme isteğiyle yanıp tutuşan, reddedilme hissini bir kenara bırakıp İstiklal'de çekilen iki fotoğraf arasında adım sayan hatta ümitli anlarda 'Âh evet bu fotoğrafta iki adım uzaktaymışım ' diye sevinen, kalan diğer tüm anlarda ise 'Sanırım beş adım...' diyerek üzülen bir yüreğe sahiptim.
    Ancak elbette bu hisleri derinden yaşamış olmam Zweig'in bir kadının ruhsal tasvirini çıkarmadaki başarısını inkar etmeme değil aksine perçinlemeye çalıştığım tüm o hisleri tekrar tekrar yaşayıp kitabı bitirmemden günler sonra bile hala bu kitap hakkında düşünüp ilk incelememi yazmama sebep oldu.
    Zweig, bir kadının ömrüne sığdırdığı yirmi dört saati, hissiyatıyla insanın omuzlarını çökerten 90 sayfalık bir kitapla anlatıyordu ve size sadece bir nefeste okuyup eriyip bitmek kalıyordu.
DM kullanmıyorum, lütfen mesaj atmayın.
Lisans
Marmara Üniversitesi
Afyonkarahisar
Kadın
111 kütüphaneci puanı
671 okur puanı
11 Eki 2017 tarihinde katıldı.
2019
42/100
42%
42 kitap
10.082 sayfa
306 alıntı
Her gün 1 kitap okumalı.

Okuduğu kitaplar 251 kitap

  • Yalnızlığın İcadı (1984)
  • Fesüphanallah!
  • İzdiham - Sayı 41
  • Göğü Delen Adam
  • İzdiham - Sayı 40
  • Robinson Crusoe
  • İzdiham - Sayı 32
  • İzdiham - Sayı 33
  • Taşı Kim Atacak
  • Saye Masalları

Okuyacağı kitaplar 114 kitap

  • Dünya Bir Deplasman Biz de Yetimler Gibiyiz
  • Hece Dergisi- Sayı 266
  • Sana Gül Bahçesi Vadetmedim
  • Edebiyat Ve İntihar
  • El-İntisar  Mu’tezile Müdafaası
  • Mutezile'den Aforizmalar
  • Bilgi Sosyolojisi ve Hermeneutik
  • Bilgi Sosyolojisi
  • Bilgi Sosyolojisi
  • Bilimsel Devrimlerin Yapısı

Kütüphanesindekiler 276 kitap

  • İzdiham - Sayı 42
  • Yalnızlığın İcadı (1984)
  • Fesüphanallah!
  • İzdiham - Sayı 41
  • İzdiham - Sayı 40
  • Robinson Crusoe
  • İzdiham - Sayı 23
  • İzdiham - Sayı 22
  • İzdiham - Sayı 21
  • İzdiham - Sayı 24