Bilișsel psikologlar, normal ve
nevrotik insanların duygularından ve duygusal tepkilerinden genellikle önce gerçekleşen bir aktivite olduğu için, terapilerini danışanların bilinçli düşüncesini değiştirmeye odaklı yürütürler. Başka bir deyişle, insanların yașadıklarını anlamlandıran şey kullandıkları program olduğu için zihinlerinin kullandığı "yazılımı" değiştirmeye çalışırlar. Bu içsel bilişsel aktivite (otomatik düşünceler) o kadar hızlı ve anlık olabilir ki kişi, kapsamlı bir analiz ve eğitimden almadığı sürece bunu fark etmez.
İnsanların inançlarını, duygularını
ve buna bağlı davranışlarını etkileyen șey,
düşündükleridir. Düşünceleri, Allah'ın yaratmasını ve ihsanını merkeze alırsa, imanları artacak, amelleri ve davranışları düzelecektir. Zevklerini ve arzularını merkeze alırsa dinlerinden uzaklaşacak
ve davranışları bozulacaktır ve eğer düşünceleri başarıları, hayal kırıklıkları, başarısızlıkları ve buna bağlı olarak karamsarlık üzerineyse, tepkisel
depresyon ve diğer psikolojik bozukluklara maruz kalacaklardır.
'İnsan vücudunun yapısı toprağa benzetilebilir. Kemikleri dağlara, iliği minarelere, karnı denize bağırsakları nehirlere, damarları derelere, eti toprağa
ve saçı bitkilere benzer; saçın çıktığı deri verimli toprak gibi, saçın çıkmadığı kısım ise verimsiz toprak gibidir. İnsanın önü doğuya, sırtı batıya, sağ yanı güneye ve sol yanı kuzeye karşılık gelir. Nefesi rüzgâr gibi, konuşması gök gürültüsü gibi
sesi șimșek gibi, kahkahası gün ışığı gibi, ağlaması yağmur gibi, umutsuzluğu ve kederi gecenin karanlığı gibi, uykusu ölüm gibidir, çocukluk günleri bahar günleri gibi, gençlik günleri yaz günleri gibi orta yaș dönemleri sonbahar günleri gibi ve yașlılığı
ise gezegenlerin hareketleri ve dönüşleri gibidir. Doğum ve insanın zuhuru, güneşin doğușu gibi, ölümü ve yokluğu ise güneşin batışı gibidir.
Bir müslüman için gözlenemeyeni ve soyut olanı, dış duyu organları ile gözlemlenebilen fiziksel ve somut olandan daha değerli görmek önemlidir, çünkü müslüman için madde maneviyattan sonra gelir.