“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o
Uzun zaman önce kütüphaneme dahil ettiğim bu kitabı; "okuması zor, dili ağır, betimlemeleri karmaşık" gibi önyargılı eleştiriler nedeniyle, zihnimin tam anlamıyla sakinleşeceği o doğru anı
Gogol ile ilk tanışmam olan bu eserde, yazarın dilini oldukça akıcı, sade ve bir o kadar da eğlenceli buldum. Kitapta beni en çok yakalayan noktalar ise "Portre" ve "Palto"
Altıncı Koğuş bizlere yalnızca bir akıl hastanesinin hikayesini anlatmıyor; daha çok insanın acıyı ancak kendine değdiğinde gerçekten anlayabileceği gerçeğini hatırlatıyor. Hikayeyi okurken en çok
Neval El Seddavi’nin Sıfır Noktasındaki Kadın romanı, bir kadının karanlığın en dibine inip oradan kendi sesini buluşunun çıplak ve sarsıcı anlatısı. Kitap bende öfke, hayranlık ve hüzünle karışık