Kimine dar, kimine bolsun; pazartesi! Pazartesi! Sanki pazar bir şeymiş de onun bir de yarını, ertesi günü var. Ertesi günü yapacak işlerin içinde hep aynı olanı bir yana bırakırsak bize saat olarak ne kalır?
Şimdiki ihtiyar ben, genç, toy, acemi Hüseyin Rahmi'nin ne kadar kusurlarını görüyorum. Emin olunuz, zamandan büyük bir öğretmen, gerçekleri aşılamakta ondan daha güçlü bir profesör yoktur. Yaşayan görüyor ve öğreniyor...
Tabii dünya Amerikanlaşıyor derken, o kültürün köküne inmiyoruz; Shakespeare ne diyor, James Joyce ne yazmış diye bakmıyoruz. Dünya blucin giyiyor, Coca Cola içiyor. Adana kebabıyla viski içmeye kalkıyor. Ve daha garibi dünya, Dallas dizisindeki gibi yaşamaya çalışıyor. İste bu tip bir yaşama biçimi insanlık değerlerini tahrip ediyor. Tek tipleşme çıkıyor ortaya. Şayet esmer derileri, çekik gözleri olmasa Filipin sokaklarında olduğumuzu anlamak güçleşiyor meselâ.