Benim göğsümün içine ektiğim çiçekleri kurşuna dizdiler.
Benim göğsümün içinde büyüttüğüm kuşların kafesini ezdiler.
Benim göğsümün içinden sevincimi aldılar.
Oraya yara bıraktılar. Yarayı bu sefer onlar açtılar.
Sayfa 84 - Ephesus Yayınları - Bölüm:3 / Bir Dünya Güneş·Kitabı okudu
"Bunu yapma. Bırak kendini ve ağla. Lütfen... Lütfen kendini sakın tutma. Saatlerdir tutuyorsun ama yapma. Sana iyi gelecekse şayet gözyaşların rahat bırak onları çünkü biliyorum sen içinde tutmaya devam ettikçe sönmeyecek o yangın. Gözyaşlarını kendinden sakınırsan içini öldürür ama serbest bırakırsan yaşatır." Gözlerimin içi acımaya başlarken onun titreyen dudaklarına baktım ve fısıldadım: "Ben senin yaşamanı istiyorum. Lütfen yaşa."
İkimiz de duraksadık.
Ne o konuştun ne de ben.
Sonra gözlerini kapattı ve gözyaşları konuşmaya başladı.
Gözyaşları acı veren bir şarkı oldu.
Artık ikimiz de ağlıyorduk.
Gökyüzünde bir yıldız vardı,
Tüm geceler onunla aydınlanırdı,
Ay bile onu kıskanırdı,
Çok sevmek ve sevilmekten,
Güzelliğinden,
Sonra o yıldız düştü,
Ay geceye küstü,
Parlamamak için gökyüzüne sırtını döndü.
Yıldızımız öldü,
Gökyüzü artık ölüler mezarlığıydı,
Göğe bakmak için gözlerimize değil,
Kalbimizdeki cenazelere düşecek yağmura muhtaçtı.
Yağmur yağmadı,
Mezarlık kapısı açık kaldı.
Gökyüzü birilerini daha bekliyor şimdi,
Kalan yıldızlar ise acıdan ağladı.