Fatma Nur Ayrancı

Fatma Nur Ayrancı
@Sutasdavardir
Uludağ Üniversitesi Tıp
Bursa
12 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Puan vermedi·240 syf.·
10 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 21:15
·
2026 10. kitabı
Hüseyin Nihâl Atsız
8.8/10 · 19,6bin okunma
Reklam
Empati kuramadığım bir distopya...
2/10
·172 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 14:20
Otomatik Portakal ile tanışmam lisede bir arkadaşımın yaptığı sunum sayesinde oldu. İşin ironik tarafı, o sunum kitabın kendisinden en az on kat daha etkileyiciydi. Anlatılan tema, özgür irade ve ahlak tartışması ilgi çekici görünüyordu. Ve o sunumun üstünden neredeyse 3-4 yıl geçmişken kitaba bir otobüs yolculuğunda başladım. Ancak okuma süreci benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Kitaplarda argo kullanılmasına asla karşı değilim. Hatta yerinde kullanıldığında metne güç kattığını düşünüyorum. Fakat burada mesele argo değil; anlatılanların rahatsız ediciliğinin metnin önüne geçmesi.Okurken rahatsız olmakla düşünmeye sevk edilmek arasında büyük bir fark var. Ve bence hep ilkiydi. Nadiren düşünmeye sevk edip devamlı olarak rahatsız etti... Bir de sürekli “kardeşim” diye hitap etmesi… Metnin içine çekmek yerine beni metinden daha da uzaklaştırdı. Zaten karakterle empati kurmakta bu anlatım biçimi iyice soğumama sebep oldu.Alex, edebiyatta en nefret ettiğim karakterlerden biri oldu. Hatta dürüst olmam gerekirse, Joffrey'den(got) bile daha itici buldum. Sonu ise daha büyük fiyasko bence. Anlatmak istediğini anlayabiliyorum ama bana hissettiremedi kitap boyunca bunu. Ek olarak sonunda her şeyi "gençlik" üzerine atması da hiç mantıklı gelmedi bana.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009112,9bin okunma
2/10
·172 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 14:20
·
2026 9. kitabı
Anthony Burgess
7.5/10 · 112,9bin okunma
"Seni senden kurtarmak için çaba harcıyorum. "
Haberin yok ben ölüyorum...
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 00:42
Kitap hakkında hiçbir şey bilmeden başladım okumaya. Başlarda bir aşk hikâyesi gibi ilerlerken, bir anda kendimi 1968 yılında “fikir suçu” gerekçesiyle tutuklanan bir adamın hikâyesinin içinde buldum. Selim’in biricik aşkından ve adeta kendi parçası olan çocuğundan koparılışını, hapishanede yaşadıklarını okumak oldukça sarsıcıydı. Kitapta hem Selim’in gönderdiği mektuplar (gardiyanların uygun bulmadığı yerleri çizilmiş hâliyle), hem ona gelen mektuplar hem de gerçekten yaşananlar var. Selim’in asıl yaşadıklarını başka bir deftere kaydetmesi ve tüm bu katmanları birlikte okumak; olayları farklı açılardan görmek gerçekten etkileyiciydi. Birisi bana bu kitabı Zülfü Livaneli değil de Ahmet Ümit yazdı deseydi, hiç şaşırmazdım. Dili bana oldukça benzer geldi. Eğer bu dönemi anlatan çok fazla kitap okumuş olsaydım belki sıkabilirdi ancak bu konuda en son bir yıl önce bir şey okuduğum için kitabıakıcıydı ve ilgiyle tamamladım.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma