.. kendimiz kuşa çeviriyoruz. Hep bir kötülük bekliyoruz. Esasında sadece kendi zincirlerine bekçilik eden terbiyeli saray köpekleri gibi davranıyoruz.
Çocukluğun bir türlü kökü kurutulamayan güdüsü: güven ve sevgi arayışı.
Hiçbir şey sevgi ya da dostluk kadar kesin ve acısız biçimde yozlaştıramaz bizi.
.
En büyük hırsızlık şu: niteliklerimi benden alıyorlar. Kendim olmama izin vermiyorlar. Her özelliğimin önüne bir ‘fazla’ koyuyorlar: fazla spontanesin, fazla safsın, fazla dürüstsün, bir yargıya varmakta fazla hızlısın…
Anlayamadığım halde anlamamı bekliyorlar; kabul edemediğim şeyleri kabullenmemi , sabırsızlıktan çıldırmama rağmen sabretmemi istiyorlar. Kendi kararlarımı almama izin yok. Kendim olmayı bırakmamı istiyorlar.
Hepiniz ilk günah yeni işlenmiş gibi davranıyorsunuz. Ama hiç vazgeçmiyorsunuz. Masumların cennetine girmenin yollarını aramadan duramıyorsunuz.
Oysa çoktan cehennem yolundasınız. Rüzgârın kulaklarında sıcak sıcak uğuldadığını duymuyor musun?