Uğruna kanlar dökülen, şehitler verilen bu ideal. Nasıl ve ne zaman çıkmıştı ortaya?
İnsanlık var olduğundan beri hep bir değer uğruna savaşmıştır. Savundukları fikirlerin arkasında durmuşlardır.
Peki ya sonra...
Çoğu gerçekleştiremeden tarihin tozlu sayfalarına karışıp yok oldu.
Önemli görülen, uğruna canlar feda edilen idealler değerini kaybetti ve kahvehane meselelerinin arasında kayboldu.
Her dönem farklı fikirler savunuldu fakat sonra teker teker unutuldu. Heyecanla gerçekleşmesi beklenen olaylar, mazide kalmış birer anı gibi hüzünle hatırlandı.
Niçin böyle oldu peki?
Durun söyleyeyim. Çünkü herkes kolayı arıyor da ondan. Doğru olan neredeyse kimsenin umurunda değil.
En rahat ve garanti yol benimsendi. Sıradan olan milyonlarca insana nice milyonları eklendi.
Tabi birde nadir de olsa davasını unutmayan harekete geçen insanlar yok değil. Fakat onlar da diğerleri arasında çaya atılan şeker misali dağıldı.
Dağılmayanlarsa kendi başına devrim oldu.
"Biz böyleyiz işte, ikinci bir el hayata evet demişiz. Varoluşçuluk, sürrealizm, bugün için postmodernizm hep öyle.
Çıkara çıkara Türk Einstein'ını, Sivaslı Sindy'yi çıkarıyoruz. Gelişen bir şehrimizi 'Doğunun Paris'i' ilan ediyoruz."