Edep, zamanın silemeyeceği tek mürekkeptir. Bir insanın bırakabileceği en büyük miras, altın veya mülk değil, ardında bırakacağı "hoş bir sadâ" ve edepli bir duruştur.
Bu dünyada bedene, makama, şöhrete veya zenginliğe yapılan her yatırım toprak olmaya, yani yok olmaya mahkumdur. Sûret silinir gider. Ancak edeple yoğrulmuş bir kalp, zarafetle söylenmiş bir söz, karşılıksız ve incitmeden yapılan bir iyilik doğrudan bâki olana
ulasir.
Eskiden dergâhların girişinde kocaman "Edep Yâ Hû!" yazardı. Bu,
"Buraya kibrini, dünyalığını, unvanlarını dışarıda bırakıp da gir" demekti. Hayat da hepimizin içinden geçtiği büyük bir dergâhtır. O dergâhtan kalıcı bir iz bırakarak geçmek isteyen, gönül hırkasını edep ipliğiyle dokumalıdır.
Kendini ispatlamak, her savaşta haklı çıkmak veya en yüksek sesle bağırmak seni geçici bir süre görünür kılabilir. Ama seni kalıcı, yani
"ebedi" yapacak olan yegâne şey sükûtundaki zarafet, duruşundaki tevazu ve kalbindeki edeptir. Ne kadar yüksekte olursan ol, köklerin daima edepte olsun. Aşk ile..✨