Malum olduğu üzere her bir eser, sahibi ile okurunun karşılıklı oturup gerçekleştirdikleri bir sohbettir özünde. Bu sohbetin bir İmparator ile gerçekleşmesi, üstelik Roma tarihinin en kudretli ve başarılı birkaç imparatorun birisi olması, dahası eserin bir imparatorun dilinden değil de halktan, içimizdenmiş gibi birinin dilinden dökülenlerle örülü olması mest edici.
Eseri yavaş yavaş, sindirerek ve özümseyerek okudum. Her bölümü, her cümlesi hayata dair, insanlığa dair bir tokat niteliğinde, gerçeği yüzümüze çarpan bir tokat... Sayfa sayısı az olmasına karşın içeriği ve idraki bir o kadar yoğun ve derin olan bir eser. 2000 yıl öncesinden günümüze tesir edebilen, halen uyumlu kalıp günümüz yaşamını birçok açıdan aydınlatan, tüm insanoğlunun okuması, anlaması ve uygulaması gereken bir başyapıt. Meşhur sözdür: okullarda okutulması gereken bir kitap derler ya işte öyle... Roma İmparatoru Marcus Aurelius'un bu eseri bundan böyle başucu kitabım olacak, onu daima elimin altında, uzananileceğim bir yerde barındıracağım, yaşamım boyunca tekrar tekrar okuyacak ve özümseyeceğim, çünkü olması gereken ve doğama uyumlu olan bu...