Öncelikle en sonda söyleyeceğimi en baştan söyleyerek başlayacağım: Kitabın adı neden Anna Karenina? Levin’in hayatının bu kadar ayrıntısına girilmiş olması okurken beni inanılmaz daralttı. Sürekli Levin bölümlerinin kaç sayfa olduğuna baktım hatta yer yer direkt okumadan geçtim. Çünkü ben romanın baş karakteri olan Anna’nın bütün hayatını okumak isterken Rusya’nın bilmem ne köyündeki işçilerin sıradan hayatlarının zerresine kadar bilmek istemiyorum. Roman odağından kopuyor sürekli. Bir taraftan da Tolstoy’un romanı köylü-şehirli, ahlâklı-ahlâksız bağlamında iki ayrı evrende işlemeye çalışmış olabileceğini de düşünüyorum. Diğer taraftan amaç ne olursa olsun yan karakterlerin de işlenmesini doğru bulmakla birlikte ana karakterin önüne geçmesinden hoşlanmadım. Mesela Anna karakteri salt kötü, ahlâksız, şirret biri olarak başladı ve bitirildi ama Anna’yı Anna yapan hiçbir faktöre değinilmedi; neden Kareninle evlendi, kocası çok yüksek bir devlet adamıyken cemiyette hep neden birilerinin arkadaşı olmak dışında var olamadı, oyun kurucu potansiyeli olan bir kadın nasıl bir anda sahaya bile alınmayacak bir duruma geldi, çok sevdiği oğluyla arasında neden hep bir mesafe vardı? Bunlar maalesef çözümlenmeyen sorular olarak kaldı. Vronsky ile aralarındaki aşkın tren istasyonunda bir cinayetle başlayıp yine tren istasyonunda bir cinayetle bitmesi çok fazla ironik olmuş. Doğrusuyla, yanlışıyla Anna sadece gerçekten sevilmek istedi, evet bazen aşırılıkları oldu ama mutluluk isteyen bir insanı ölüme sürükledi bu toplum.