Taranta Babu

Taranta Babu
@Taranta_Babu
Yolumu rüzgâr değil, adımlarım bilir.
Muhasebe
Ekonomi
İZMİR
204 okur puanı
Nisan 2025 tarihinde katıldı
Çok iyi yaa!
Tipik striptiz ilişkisi, kendisinin doyum olanaklarının eksiksiz görünümünü sunmuş olan kadının kesinlikle tüketim için olmamasını gerektirir. Concert Mayol'da dağıtılmış olan bir kitapçık, her şeye karşın açıklayıcı bir sezgi ile sonlanan, biktiracak kadar ahlaksızca bir giriş bölümü içeriyor. Kabaca diyor ki, spot ışıkları altında, kendini sinirli ve arzulu seyircilerin dimdik bakışlarına sunarken, çıplak kadının zaferi, onların o anda kendisini kendi bildik öğünleriyle karşılaştırdıklarını ustaca biliyor olmasından geliyordur; yani, zaferinde ötekilerin aşağılanması vardır, oysa seyredenlerin aldığı zevk, temelde törenin özü olarak hissedilen, acısı duyulan ve kabul edilen kendi aşağılanmalarından ibarettir.
Sayfa 36
Striptiz, sinirliligi arayan ve kabul eden seyirciye, üretim araçlarını elinde tutmadığını bilinçdışı olarak öğretir.
Ah canım, canım... Bizi birbirimize bağlayan aşktan ne anlar onlar?
Sayfa 166·Kitabı okudu
"... ayrılık masanın üstündeydi kahve bardağınla limonatamın arasında onu oraya sen koydun bir taş kuyunun dibindeki suydu bakıyorum eğilip bir koca kişi gülümsüyor bir buluta belli belirsiz sesleniyorum seni yitirmiş geri dönüyor sesimin yankıları ayrılık masanın üstündeydi cıgara paketinde gözlüklü garson getirdi onu ama sen ısmarladın kıvrılan bir dumandı gözlerinin içinde senin cıgaranın ucunda senin ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi aklından geçenlerdeydi ayrılık benden gizlediklerinde gizlemediklerinde ayrılık rahatlığındaydı senin senin güvenindeydi bana büyük korkundaydı ayrılık birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin ayrılık kurtulmuştu yerçekiminden ağırlığı yoktu tüy gibiydi diyemem tüyün de ağırlığı var ayrılığın ağırlığı yoktu ama kendisi vardı ..."
Şiir
"... gözünde türkülerin boyu kilometre kilometre ölümün boyu bir karış ve haberi yok başına geleceklerin hiçbirinden onun başına gelecekleri bir ben biliyorum çünkü inandım onun bütün inandıklarına sevdim seveceği bütün kadınları yazdım yazacağı bütün şiirleri yattım yatacağı bütün hapislerde geçtim geçeceği bütün şehirlerden hastalandım bütün hastalıklarıyla bütün uykularını uyudum gördüm göreceği bütün düşleri bütün yitireceklerini yitirdim.."
Bu da benden olsun Edip..
Bu nasıl masa Kadın masaya ıslak gözlüklerini koydu Ve hatlarını örten hırkasını Yarısini okuyabildigi kitabı koydu Aldıklarını koydu, verdiklerini, veremediklerini Çantasında unutulmuş C.D.F. ayracini koydu Ve dilindeki son kahvenin buruk tadını Tepeleme dolan çekirdek kabuğu kasesini Mor carsaftaki serinliği Çift çizgideki sıcaklığı koydu Son olarak kadın Yüzük parmağındaki boşluğu koydu masaya Durmadan koyuyordu kadın Masa da masaymis ha Bir iki sallandı Sallandı ...... ..