Bu kitapta sadece çocukluk değil; ebeveynlik tutumları, çocuğun duygularının nasıl görmezden gelinebildiği ve bunun yetişkinlikte nasıl iz bıraktığı anlatılıyor. Alice Miller, anne-babayı suçlama kolaycılığına kaçmadan, ama gerçeği de yumuşatmadan yazıyor. Bir yandan çocukluk dönemlerine bakarken, bir yandan da bir psikoloğun nerede durması gerektiğini, neyi görmesi ve neyi kaçırmaması gerektiğini düşündürüyor. Okurken yer yer rahatsız oldum, çünkü anlatılanlar tanıdık. Bitirdiğimde ise hem çocukluğa hem de mesleki duruşa daha dikkatli bakmam gerektiğini hissettim. Kolay bir okuma değil ama insanı büyüten türden.
Ölmekten bu kadar korktuğumuz, yaşamak ne işe yarıyor? Uğruna bu kadar alçaldığımız, zulmettiğimiz, haram yediğimiz, insan öldürdüğümüz yaşamak ne işe yarıyor?
İnsan her gün yeniden doğabilir isterse Ağam. Ama her sabah anadan yepyeni, başka bir insan olarak doğabilir. İyi de doğabilir, kötü de... Şimdi bu baktığın, gördüğün benim.