Tayfun Doğan

Tayfun Doğan
@Tayfun_dogan
bu profili not defterim olarak kullanıyorum. önemli bulduğum sonrasında dönüp tekrar bakarım dediğim noktaları paylaşıyorum. Bu paylaşımlar, alıntıladığım cümleleri onayladığım anlamı taşımaz.
14 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
🪩2026’ya not bırak🪩
Kimsenin açlık ve yoksulluğa bağlı nedenlerden intihar etmediği, emperyalist kâr hırsının hortlattığı savaşların son bulduğu, iş kazalarında insanlarımızı kaybetmediğimiz, üretenin hakkını aldığı, çalışanın muradına erdiği eşitlik, özgürlük ve sosyalist mücadelenin güç kazandığı bir yıl olmasını umuyorum.
Bunlardan herhangi birini yaşadınız mı?
* Değer verdiğiniz herhangi birini ya da bir şeyi kaybettiyseniz * Yaşadıklarınız kimse tarafından görülmediyse * Yanlış kişileri aşk diye hayatınıza ortak ettiyseniz * Taciz ve mobbinge maruz kalmışsanız * Hemcinsleriniz tarafından ötekileştirilmişseniz * Ailevi sorunlar yaşamış ve kimsesiz hissetmişseniz * Çocukluk travmalarınız kahvenize eşlik ediyorsa * İçinizde olanı dışarıda gizlediyseniz * Acı gerçeklerden kaçıp olanı yok saymışsanız * Modern dünyaya uyum sağlamakta zorlanıyorsanız * Ekonomik kaygılar yüzünden mutsuz olduğunuz işten uzaklaşamıyorsanız * Kendinizi hayvansever olarak tanımlıyorsanız YALNIZ DEĞİLSİNİZ, BU KİTAP BİZİ ANLATIYOR.
Alıntı
Fark ettiniz mi bilmiyorum ama kadın yazarlar hâlâ gerektiği kadar okunmuyor. Ne yazsalar ‘çok duygusal’, ‘çok kişisel’, ‘çok kadın işi’ denip küçümseniyor. Kitabı okudum. Güldüm, utandım, içim acıdı. Ve şunu düşündüm: Belki onun kalemi bir erkeğe ait olsaydı, şimdiden kült kitap olurdu.
Adalet Ağaoğlu, Didem Madak, Şennur Sezer, Nilgün Marmara gibi Türkiye Edebiyatının köşe taşları olmuş kadın yazarlar ve onların sıkı takipçileri varken böyle bir iddia talihsiz olmuş. Sıkı okurlar, 'hayatın gurmeliğini yapan, psikolojiyi ya da davranış bilimlerini idealist temelde ele alan' gurmeleri okumayı sevmiyordur. Bu tercih yazarın cinsiyetinden bağımsız bir tercih olarak anılmalı bence.
Kemalizm- Diktatörlük- Sosyalizm
Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, gerçekte askerî faşist bir diktatörlüktür. -İbrahim Kaypakkaya- Türkiye'de sosyalist sol hareketi ( Yön- MDD Ekseninin katkılarıyla) büyük oranda "solculuğunu" kemalizmin inayeti altında gerçekleştirmeye çalıştı. Bu ülkede emperyalizme karşı olunacaksa o da kemalist bir renkle olunmalıydı vs. Dolayısıyla 1970 lere kadar Kemalizmin Türkiye sosyalist hareketi üzerinde belirleyici bir etkisi olmuştur. İbrahim Kaypakkaya bu retoriği yerle bir ederek Kemalizmin doğrudan faşist bir diktatörlük olduğunu beyan eden öncü bir devrimci olmuştur. 19 Mart Fırtınası ile ortaya çıkan "Kaypakkaya" tartışmalarını bu minvalde ele almak gerekiyor.
Ülkemizde sol ile Kemalizm iç içe, sol, halen bağımsız bir ideoloji değil. Herhalde bu durumda solun, "rejimin çizdiği sınırlar" dışına çıkma fobisi de var. Sol ile Kemalizm apayrı ideolojiler, ülke(bırakın ülkeyi sol camia bile) olarak bir türlü bunu ayırt edemiyoruz ya da ayırt etmek istemiyoruz. Paylaşım için teşekkürler Tayfun Bey.
Ben teşekkür ederim hocam güzel katkın için. Ben de ilaveten birkaç şey söyleyeyim o halde. Bu bahsettiğiniz "rejimin çizdiği sınırlar"da saplı kalmanın verili gerekçeleri var aslında. Tarihsel TKP'nin Kominternin uydusu gibi hareket etmesi dolayısıyla müstakil bir komünist hareket yaratamaması, Komünist hareketimizin doğduğu toplumsal rahmin böylesi girift bağımlılıklar içermesi M.Kemal'in de bunu dış politikada kullanmasını sağladı. Cumhuriyet gazetesi- Yunus Nadi ekibiyle manşetten "şu kadar komünist idam edildi" haberi geçilir SSCB'yi hizaya çekmeye çalışırdı bizatihi M.Kemal. Soğuk savaş döneminin manşetler üzerinden gerçekleşen diplomasi savaşında ne yazık ki bu girift tablonun bedelini ağırlıklı olarak Türkiyeli komünistler ziyadesiyle ödedi. Reel sosyalizm çözülene kadar M.Kemal'in dış politikada oturttuğu kapitalizmin ileri karakolu olarak Türkiye kopnseptinde Türkiyeli komünistler ve onların üzerinde sallanan sopa siyasal bir sembol olarak dizayn edildi. Komünistler bu iki başlılığı Türkiyelileşmek ve legal mücadele zeminine kavuşarak kırmak istediler. YÖN ve MDD tasavvurları bu çıkışı Kemalizmle uyum sağlayarak aşmak ya da Orducu Sosyalizm lafazanlıklarıyla yutturmak istedi. Tüm bunlar bugün yaşadığımız Türkiye solundaki garabetlerin de doğum lekesi olarak orta yerde duruyor. -Birkaç söz edip çekileceğim deyip sözü uzatmış olmam sanırım geveze olduğumu ele vermiş oldu :)- Ancak bu doğum lekelerinden kurtulmanın seçeneği ise rejimin çizdiği sınırları aşmanın da tek koşulu bağımsız devrimci bir sınıf hattı yaratabilmekten geçiyor. Çeşitli fabrika ve köylük alanlarda biriken öfkenin siyasallaştırılması, siyasallaşan bu öfkenin rejimin meşru sınırlarını aşacak bir devrimci programla buluşturulmasıyla mümkün gibi duruyor. Selamlar, sevgiler uzattığım için özür diler, katkın için de yeniden teşekkür ederim.
1 yanıtı göster
Stalin yoldaşın ifadesiyle "pazara kim hâkim olacaktır?" Meselenin özü budur, "Milli birlik", "devletin ülkesi ve milliyetiyle bölünmez birliği ve bütünlüğü", "toprak bütünlüğü" şiarları, burjuvazinin ve toprak ağalarının bencil çıkarlarının, "pazar"a kayıtsız şartsız hâkim olma arzularının ifadesidir.
Sayfa 229 - Yedinci Baskı: Bütün Eserleri, İbrahim Kaypakkaya, Nisan Yayımcılık, 2016, İstanbul·Kitabı okudu
Sosyalizm
Bu tespitin yansıttığı durum 2. Enternasyonalin dağılmasını ve Kautsky'nin ipliğinin cümle alem önünde pazara çıkmasını da sağlamıştı. Bu tespit senin de dediğin gibi Stalin'i İbrahim ile yoldaş yaparken Kautsky'i de ortanın solcuları ile bilumum reformist, parlamentarist tasiyeci akımla da yoldaş yapar. Bu bağlamda Türkiye solunda ne yazık ki Kautsky'nin yoldaşları nicelik olarak üstündür.
Önceki 1 yanıtı göster
Furkan.
Furkan.
ben teşekkür ederim dostum.
Stalin yoldaşın ifadesiyle "pazara kim hâkim olacaktır?" Meselenin özü budur, "Milli birlik", "devletin ülkesi ve milliyetiyle bölünmez birliği ve bütünlüğü", "toprak bütünlüğü" şiarları, burjuvazinin ve toprak ağalarının bencil çıkarlarının, "pazar"a kayıtsız şartsız hâkim olma arzularının ifadesidir.
Sayfa 229 - Yedinci Baskı: Bütün Eserleri, İbrahim Kaypakkaya, Nisan Yayımcılık, 2016, İstanbul·Kitabı okudu
Sosyalizm
Bu tespitin yansıttığı durum 2. Enternasyonalin dağılmasını ve Kautsky'nin ipliğinin cümle alem önünde pazara çıkmasını da sağlamıştı. Bu tespit senin de dediğin gibi Stalin'i İbrahim ile yoldaş yaparken Kautsky'i de ortanın solcuları ile bilumum reformist, parlamentarist tasiyeci akımla da yoldaş yapar. Bu bağlamda Türkiye solunda ne yazık ki Kautsky'nin yoldaşları nicelik olarak üstündür.
Çok doğru, biz bunun mücadelesini veriyoruz. Değerli katkılarınız için teşekkür ederiz Tayfun Bey.
1 yanıtı göster