“Narsistte çok önemli olan güç ve mükemmellik, zenginlik ve güzellik peşinde olma temaları, borderline’da minimum düzeydedir. Kıskançlık, narsistte önemli bir tema iken, borderline’da depresyona ve istenen gereksinimlerin kaybındaki kızgınlığa bağlıdır.”
Herkesin patolojisi vardır. Önemli olan kimin nasıl hissettiğini anlamak bence. Ya da belkide kendimizin baskıcı yanlarından ne kadar uzaklaşabildiğimiz önemli.
Evet davranışın kendisinden çok altında yatan korkuyu anlayıp ona göre tedavi edilmesi gerekiyor özfarkındalık geliştirebilmek önemli dediğiniz gibi bu noktada.
“Seveceği insanı seçmede erkeğin kendi bilinçdışı dişiliğine en iyi uyan kadını kazanma eğiliminin de nedenidir- kısaca kendi ruh yansımasını tereddütsüzce alımlayabilen bir kadın arar erkek.”
Bence kafamızda tasarladığımız bir kadın karakteri oluyor. Ses tonuyla falan kuruyoruz. Ama neden bazı karakterleri daha çok arzuluyoruz bilmiyorum. Aslında herkesin objet petit le kurduğu ilişki farklı o yüzden genelleme yapmak zor. Mesela otistik, hysterik, ya da nevrotik sevgi gibi ayırmak gerekebilir. Mesela histerik bir erkek nasıl seveceğini bilmediği için başkasına ironi yaparak sever. Ya da başkasının hayallerini yaşamaya çalışır. Nevrotik biriyse duygularını baskılayamadan fantazileri yıkarak sever.
Katılıyorum yazdıklarınıza herkes sevdiği kişiyi kendi ruhsal yapısına göre deneyimliyor. Bazı karakterler neden arzulanır. Belki ulaşılmazdır ya da kafamızda oluşturduğumuz kişidir kendi duygusal tatminini sağlamak için olabilir buna net cevap veremem. Otistik histerik nevrotik sevgi saplantılı sevgiler ve uzak olsun :D Lacan’ın objet petit ası ile Jung’un animası farklı teorik çerçevelerden gelse de ikisi de öznenin iç dünyasında kurduğu imgeye yöneldiğini vurguluyor
Sözelciler için, aşık olmak ölmek gibi bir şey. Aşk ölmek cinsinden yazılabilir. Ya da aşk ölmek ile eşleştirilebilir. Veya da f fonksiyonu aşk ile ölmek düzlemlerinin bir subseti oluyor. O zaman f e hayat denebilir mi bilmiyorum :)
Başarı, itibar, para, güç hemen hemen tüm enerjimizi bunları nasıl elde edeceğimizi öğrenmeye harcarız. Sevmeyi öğrenmeye ise verecek hiçbir şeyimiz kalmaz.
Adidas; Adidos, Adadas, Adadis, Adis, Dasida, vesaire olur. Bu etiketlerle, sadece yaratıcılığa önayak olan değil, aynı zamanda ekonomik güçlerin ve tekellerin pozisyonlarını alaycı ve tahripkar bir şekilde etkileyen gerçek bir Dadaist oyun oynanır. Bu tersyüz etme ve yaratmanın terkibidir.