Ttt

Ttt
@Tbesiktask
"En ağır yük, artık taşımak istemediğin anılardır."
An.
Defalarca çaba gösterdikten sonra insan kendisine küsüyor; gelen günler, giden günlerden farklı olmuyor. "Eğer"ler, "belki"ler, "keşke"ler hiçbir şeyi değiştirmiyor... Oğuz Atay’ın da dediği gibi: "Güzel şeyler birdenbire olur, bu kadar bekletmez insanı. Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar ya da hiçbir şey çıkmaz."
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
An.
"Şu sıralar ağaçların yeniden tomurcuklanmasına merak saldım. Belki basit bir ilgi gibi görünebilir ama ruhumdaki yankısı bambaşka... Köklerinden vazgeçmeden; ne kışa ne sonbahara ne de onca fırtınaya boyun eğmeden hâlâ çiçek açabilen o ağaçları izliyorum. Uzun bir aradan sonra köklerimin ait olduğu evdeyim; çocukluğumun geçtiği, gölgesinde dinlendiğim o ağaçların altında. Onlarla birlikte yaş aldığımı bugüne dek hiç fark etmemişim. 'Bunca zaman ne değişti?' diye soruyorum kendime. Cevap hep aynı: Hiçbir şey. Sadece ruhum eskisinden daha yorgun. Hayallerim, her düşündüğümde cam kırıkları gibi batıyor kalbime. Gerçekleşmeyen hevesler, açılmayan kapılar ve hep beni teğet geçen umutlar arasında akıp giden bir yaşantı bu... Kim ister ki hüzne sığınmayı? Kim ister kapanmayan bir yarayla, geçmeyen bir sızıyla yaşamayı? Biliyorum, belki de ölene dek bu kederle imtihan edileceğim. Tek tesellim ise 'keşke'lerimin olmayışı. 'Şunu da yapsaydım' dediğim hiçbir şey kalmadı; elimden geleni yapıp bir şeylerin değişmediğini gördüğüm o noktada köşeme çekildim. Ama artık burası da dahil, hiçbir yer bana ait değilmiş gibi. Yine de bu bir arayış... Çocukluğumun geçtiği bu evde eski benliğimi, yitirdiğim o ışığı arıyorum. Ağaçlara bakıp onlara imreniyorum; onlar kadar güçlü olamadığım, bir dallarında tek bir çiçek dahi açtıramadığım için hayıflanıyorum. Zamana direnememek, insanın o en zayıf yanı, tam da bu olsa gerek."
21.04.2020_ 21.04.2026
Yalnızlığın boğazımda düğüm düğüm olduğu, gözlerimin dolup taştığı ama ağlayamadığım o noktadayım. Bedenim uyuşmuş, sadece nefes almamı sağlayan o ağır kabullenişle yaşamaya çalışıyorum. Gururumun, hayallerimin ve verdiğim sözlerin, yani bana dair ne varsa her şeyin yok olduğu bir pencereden bakıyorum hayata. Belki tek bir 'belki' kaldı geriye ama zaman artık çok daraldı."
Hayal dahi kuramayacak bir boyuta gelmek.
Her şey o kadar dokunaklı ki Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen Dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri- Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar. Sonra bir kır kahvesi kendini okurken Masaları toplanmış, bardakları toplanmış Tam kendini okurken Derim ki bir semti iyi tanımak kadar İyi tanımal dünyayı Açın radyolarınızı: eylülün sesi Bu dünyada can sıkıntısının bir başka anlamı var baylar. Elmalar silik silik kırmızı artık -olsun- Gözlerimiz tozlanmış, kirli Gizlisi yok, bu dünyada böyle sıkılmak iyi Sıkılmak iyi baylar Biz hazır tuttukça böyle İçi yangından alev alev Dışı buz tutmuş kalplerimizi. Edip Cansever Eylülün Sesiyle, 1981