"Demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklasabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor.
Hayat, piyonlarin vezir olabildiği bir oyundu ama herkes bu oyunu oynamayı bilmezdi. Dogru hamleleri yapmayı ögrenemeyen insanlar hayatları boyunca piyon olarak kalırlardı.
Biz insanlar, hepi topu yetmiş yıllık bir
ömrü, tutunacak dal, sığınacak liman, boğulacak deniz aramaya harcayan zavallıcıklar; türlü hatalara diyet niyetine ömrümüzü eritiyor, labirentteki fareler misali çıkış yolları ararken, kaybolmanın
ve kaybetmenin kederinden, bulmanın neşesine daireler çiziyor olabilir miydik?