Şafak Yıldızı kitabın ana karakteridir. Kitaba göre bulunduğumuz dünya 7 kat gök ve 7 kat yerden oluşmaktadır. Ve bunun ortasında bulunan orta dünyada insanlar ve Tanrı Ülgen’in yarattığı canlılar yaşamaktadır(Bu ayrıntı tamamen Türk Mitolojisinden alınmış). Bu dünya geçmiş altı çağ boyunca büyük sınavlar vermiş yıkılıp küllerinden yeniden doğmuştur. Ve bu son sınavda başarısız olunursa insanlığın devamının bir şansı daha olmayacaktır. Kitabın daha fazla ayrıntısına girmeyeceğim. Küçük felsefe dokunuşları olan, Türk Mitolojisindeki Mandı Şire gibi az bilinen bir çok karakteri okuyucuya tanıtan güzel bir eser olmuş. Dilinin akıcılığı özgün dünya yapısı artıları olarak göze çarpıyor. Beni etkileyen bir diyaloğunu paylaşmak istiyorum. Ana karakter insanlığın vereceği bu son sınavda hata yapmamak için geçmiş önderlerin nerede hata yaptıklarını öğrenmek ister. Bir kam iksiri içerek derin uykuya dalar ve orada ilk önder Mete ile aralarında şu diyalog geçer. Bulunduğu yerin uçmağ olup olmadığını Mete’ye sorar. Mete bir çok detaydan sonra (semavi dinlerdeki cennet tasvirine uyan bir yerlerdeler) özetle şöyle cevaplar; “Biz cenneti böyle tanımlıyoruz, değil mi? Ama haklısın, belki de varlık aleminde, deneyimlendiğimiz bir yeri en güzel şekliyle tanımlamak doğal. Ama burası cennet olsaydı bile -ki öyle olmadığına emin olabilirsin, sevdiğin insanlardan Irak kaldığın bir cennet, zamanla senin cehennemin oluyor” (Sf.119-120)
Bu çok anlamlı bir cümle olmuş. bu dünya da dahi cenneti yaşayabilirsiniz bunun için para, mal, mülk gerekli değil, sevdiğiniz insanlar yanınızda olsun yeterli…