-Devlet Sanatçısı" teklifi almadınız mı?
-Devlet benim ödülümü sıkıyönetim dönemlerinde tırnaklarımı çekerek verdi!
-Kaç yıl yattınız?
-Peyder pey beş yılın üstünde.
-Çok işkence gördünüz mü peki?
-Çook. Benim mesela gördüğüm iskenceden
dolayı on tırnağımın onu da düştü.
-Çektiler mi?
-Falakalardan tabanlarıma vurdukları o sert
cisimle tümden uldu!
-Uldu’mu?
-Uldu tabir ederiz.
-Çürüdü tırnaklarım, çekmek zorunda kaldılar.
-Başka?
-Ayağımdan asılmalar, cereyan vermeler, gözü bağlı olarak her türlü hakaretlere maruz kaldım. Ama bir gün ben kalkıp o sopadan bahsetmedim.
-Neden?
-Çünkü o bahsetmem gereken sopa devletin kendi sistemiydi.
-Daha sonra türkülerinizden etkilenip özür dileyen işkenceci oldu mu?
-Hayır. Aksine o kadar işkence çekmeme rağmen özür dilemesi gerekenler benim devletten özür dilemem gerektiğini söylediler!
-Pişmanlık duydunuz mu hiç?
-Eğer pişmanlık duysaydım Aşık Mahzuni Şerif olmazdım.
-Ne soruyorlardı..?
-En çok Alevilerin hangi örgüte bağlı olduklarını soruyorlardı. Alevi oluşum suçumu daha çok arttırıyordu benim. Bir de Deniz Gezmiş’lerin dönemindeki yürüyüşlere sazımla katılmama bozuluyorlardı.
-Peki bunca acı, işkence, dışlanma korkusu sizi "uslandırma" dı mı?
-Aksine daha da bileyledi. Çünkü eğer gerçekten halk ozanıysanız yasadığınız toplumsal gerçeklere dikkat çekmek ve o acıları paylaşmak zorundasınız.
Aşık Mahzuni Şerif
Yaşadığımız çağın Pir Sultan'ı Aşık Mahzuni Şerif'in anısı önünde saygıyla eğiliyorum .