Araf…
Araf eşittir mutsuzluk diyebiliriz. İyi ve kötünün arasında kalmak, cehennem ile cennet arasında kalmak ve hiçbir yerde olamamak. İnsanoğlu için can sıkan bir durum. Tabii buna inançların, duyguların, arafta olması; tercihlerin arafta bırakılması, nefretin arafta kalması vs. olması da cabası. İnsanoğlunun fıtratı her zaman doğru olanı seçmeyi kendine iyi geleni, kendini içinde güvende hissedebileceği bir yerde olmayı arzular. Belirsizlik, anlamsızlık, ortada kalmışlık insan için “ kâbus” diyebiliriz. Peki kıyamette arafta kalanlar! Ebedi bir yaşamın içinde belirsiz/arada kalmak elbette bir insana verilen en büyük cezalardan. Öyle ki insanoğlu dünyada bile bu yükü kaldıramazken...