Böyle olurdu zaten. Hayatımda bir bölüm sonu, paragraf başı, altı çizilecek bir cümle söz konusuysa eğer, bir şarkı çıkagelirdi aniden. "Çok gecikmedim umarım" telaşıyla ortamın, mevzunun akışına uygun bir biçimde yerine yerleşen bir karakter olurdu âdeta. Baştan sona akmasa da, ses çok net olmasa da, bazen yoldan geçen bir arabanın içinden, bazen açık bir pencereden kendini duyurur ve hatıralarımın içindeki özel yerini alırdı.
'Tam yaşayamamak, bir şeyin tamamına sahip olamamak korkusu" diye bir şey var ve o mu beni yönetiyor yoksa? Nasılsa olmayacak diye baştan vazgeçmek.Ya da nasılsa bitecek korkusundan ilk zor-lukta kesip atmak ve rahatlayıvermek. O yüzden mi yarım yarım her şey? 'Zaten tam mutlu olmamıştım ki, olmazdı ki, baştan belliydi,' diyerek mi teselli ediyorum kendimi?
Anlamak... Ne kadar kolay görünür ama insanın kabiliyetsiz olduğu fiillerden biridir. Anlamak,üst üste binmiş bir dolu filtreden bir gerçeği sağ çıkarmaktır.