Hepsinin kolunda ise beyaz karların içinde açan bir çiçekmişcesine tek bir arma göze çarpıyordu: Kırmızı-beyaz Türk bayrağı. Benim bayrağım. Benim ülkem. Benim vatanım.
Bakışları sert, duruşu dik, siniri ise son noktadaydı. Dokunduğu her yeri yakabilir, ağzını açtığı an ateş püskürebilirdi. Bunun farkında olan askerler asla yanına yaklaşmıyor, Murathan önlerinden geçerken gözüne batmamak için canlı heykel numarası yapıyorlardı. 'Kurdun dişine kan değmişti.' Hayri albay sürekli dur, bekle, yapma, mantıklı ol, diyordu ama artık durmayacaktı.