"Zeki olmak, kuvvetli kafa ve bilgi sahibi olmak neye yarıyor? Bizi istediğimiz saadete götüremedikten sonra... Zekamız olmasa daha iyiydi. Otlar, hayvanlar, bulutlar ve kayalar gibi yaşamak bana daha saadet verici, daha yorgunluksuz, daha manalı geliyor..."
Macide, Ömer’in ellerini yakalar, onu kendine doğru çeker, bir güvence bulmuşçasına sokulur ve kulağına fısıldayarak: “Sizden başka hiç kimseye inanmıyorum ve sizi seviyorum” der.
Siz burada mısınız? Diye başka bir sualle cevap verdi. Sonra: Ne saçma sual, değil mi? diye ilave etti: İşte görüyoruz ki buradasınız. Ne diye sorarız acaba? Türkçenin kedine mahsus bir manasızlığı…
Dünyada hiç bir lisanda bu kabiliyet yoktur…
Saatlerce konuşup hiçbir şey ifade etmemek kabiliyeti...!