Ne olacağı meçhul yeni doğanlara yer açmak için ölümün her sene, bilhassa baharda, kır saçlara attığı tırpan, kim bilir, tabiata karşı insan zaferini ne kadar geciktirmektedir!
Uçurtma Avcısı'na olan hayranlığımı bilen bir arkadaşımın, Erguvanlar Açarken kitabını da okumalısın, tavsiyesiyle okuduğum kitap.
Beğendim mi? Ehh işte!
Okunabilir mi? Okunur.
Tavsiye edilir mi? Belki.
Bülent Akkurt'un gerçek yaşamından izler taşıyan otobiyografik tarzda yazdığı bir aşk romanı.
Yazar hayranı olduğu Nazım Hikmet'ten bir hayli etkilenmiş olmalı ki, Piraye'ye Mektuplar eserinin mektup kısmını romanına alt metin olarak yerleştirmiş.
Mavili Kız'ın hüzün dolu hikayesi çok daha iyi anlatılabilirdi bence.
"Sevgi fedakarlık ister. Hem de çok büyük fedakarlık ister. Çünkü sevgi, her zaman vermek demek değildir. Sırası gelince vazgeçmeyi de bilmektir, sevgi."
Nasıl insanlardır bu şairler? Hele bu Nazım Hikmet... Deli eder insanı bu duygu yüceliği, bu kudret ve bu ihtişam. Ne korkunç bir gönül zenginliğidir ve ne muhteşem bir Tanrı vergisidir bu ya Rabbi? Ulu Tanrı'nın bu insanlara bu üstün yeteneği bahşederken biraz da bizlere ayırmış olması gerekmez miydi?