80'li yılların kaotik Türkiye'sini, Anadolu'dan İstanbul'a göç eden , geçim sıkıntısı yaşayan ve iş arayan yoksul insanı konu edinen Mustafa Kutlu kitabı.
Hikâye ile roman arası Novella adı verilen ara türde oluşturulan eserde, az da olsa Post-modern etkiler görmek mümkün.
Günümüzde özlemini duyduğumuz o saf, elindekiyle yetinen, kirlenmemiş insanların hayat hikayesini okumak insanı hem hüzünlendiriyor hem de umutlandırıyor.
Yazarın da dediği gibi Vita kutularına çiçeklerin ekildiği, radyodan sanat müziği dinlenen, siyah önlükleriyle okuldan gelen , ekmeğine salça sürüp dışarıda oyun oynamaya koşan o uzun kirpikli, pembe yanaklı çocukların yaşadığı masum çağa dönmek mümkün mü?