"Şuraya bir kuş konmuş: diyerek avucunun ortasına dokundum. Baş parmağını tutup "Bu görmüş” dedim, sonra işaret parmağını tutup "Bu tutmuş," dedim. Orta parmağını uzattı, "Bu pişirmiş" dedim, yüzük parmağını tutup "Bu da yemiş"" dedim. Sonra serçe parmağını avucuna kapatıp okşayarak, "Ve bu küçücük de 'Hani bana, hani bana?’ demiş".