Ben aşkı şiirlerde,romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya adedenlerden değildim. Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan,ruhundan bir parça hükmüne girmek,onunla beraber gülüp ağlamak ıstıraplarını paylaşmak demekti.
Bir nefeste okunuyor, sürüklüyor. Bir insanı arayışı, depderin bir kederi çok iyi anlatıyor. Rauf Bey gibi bir insanın böyle bir iç dünyası, geçmişi, düşünüşü olabileceğini düşünmüyor insan. Ama asıl öyle insanın böyle bir hali olabilir aslında. İlk okuduğumda kadına bu kadar dikkat etmemişim sanki. İkinci okuyuşumda trendeki o sözleri, itirafı kitabın en önemli taraflarından geliyor. Onun sevdiğine inanmadığı için kendisinin ona aşık olduğunu kabul etmiyormuş.