Şu saatlerde düşündüğüm nadir şeyler var zamana hayata yaşama dair, ya nöbetteyim dört duvar arasında saatlerce hoş geldiniz nasıl yardımcı olabilirim bir sürü telefon trafiği bu işlem bizde yok hanım efendi nasıl yok hiç mi yok silsilesi ya da ev denilen yerde dört duvar arasında kitaplara sığınıp bir şeyler mırıldanıyorum ya da günde altı kahve içip hızlanan nabzımı ölçüyorum sürekli aynı döngü içerisinde savrulup duruyorum hoş geldiniz nasıl yardımcı olabilirim yok hiç mi yok , dört duvar kahve bardakları ve bir sürü kitap birikintisi hayal dünyamda çok ülke çok şehir geziyorum kalabalık yerlerden geçiyorum bazen en sessiz yerlerde ağlıyorum en ağlanması gereken yerlerde kahkahalar atıyorum anlamıyorum aklımı mı kaybediyorum yoksa bu süreklilik beni öldürüyor mu bilmiyorum ya da yaşadığım en anlamlı hayatı mı sürdürüyorum hepsi birbirine girmiş bir zaman fırtınası yakalayamıyorum …
Efendiler size bir sır vereyim mi? Yüz yaşıma yaklaştım, binlerce kitap okuyup binlerce fersah yollara gittim, görmediğim şehir, çıkmadım dağ kalmadı, ama yine de kadını milletini çözebilmiş değilim..