Ey talip, unutma ki kirlenmemek kirden münezzeh olanlara, arınmak ise yazgısı kirlenmek olanlara özgüdür.
Demek ki sen kirlenmemekle değil, arınmakla mükellefsin!
Zihin, nesnelerini, önce çokluk (kesret) libâsıyla tanır; sonra onları libâsından soymayı öğrenir. Öğrendikçe çokluk azalır, hatta düşünme'nin hakkı verilirse en nihayet kesret vahdete dönüşüp yok olur.
Düşünme acemilerinin anlamadığı taraf da burası. Onlar karmaşık olanın daha derin olduğunu zannederler; kavramlar karmaşıklaştıkça, yargılar çeşitlendikçe, düşünmenin nesneleri çoğaldıkça her nedense yükseleceklerine (!) İnanırlar.
Bu yüzden de karmaşıklığın, çeşitliliğin, çokluğun içine gömülmeyi önemseyip sözü çoğaltmayı marifet bilirler. Oysa sığlık, insan zihnine kendisini karmaşık bir surette sunar.