Ziya

Ziya
@TryingToUnderstand
What if not? nullius in verba/memento mori/omnes una manet nox/sub specie aeternitatis #130893017 #135188298 #133405446 #134412952
yaşamak
CE, GTU
soluk mavi nokta
Eskişehir, 18 Nisan
9 kütüphaneci puanı
511 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Yaşamlarını ofiste klavye tıkırdatarak geçiren o dalgın, soyutlanmış insanları düşünüyorum. Dedikleri gibi "bağlılar", peki ama neye? Saniyede bir değişen enformasyona, imaj, sayı, tablo, grafik seline bağlılar. İşten sonraysa doğru metroya veya otobüse giderler, yani hep hıza bağlıdırlar; bu sefer bakışlar telefon ekranına mıhlanır, parmaklar hafifçe de olsa hâlâ hareket halindedir, mesajlar, görüntüler akmaya devam eder. Ve daha günü görmeden akşam olur. Sıra televizyondadır, alın size bir ekran daha. Peki bu insanlar hiç toz kaldırmadan, birbirleriyle temas etmeden hangi boyutta, hepsi birbirinin aynı hangi mekânda, yağmurmuş güneşmiş hiçbir şeyin fark etmediği hangi zaman diliminde yaşıyorlar?
Sayfa 159·Kitabı okuyacak
Edebiyat
Önceki yüzyıllarla gelen tecrübeyle, kentte bir yabancı, tanımadık bir yüz görüldüğünde şaşkınlık yaşanıyordu. "Nereden geliyor, neyin peşinde?" Artık anonimlik kural olmuş, tanıdıklarla karşılaşmaksa şaşırtıcı bir şeye dönüşmüştü
Sayfa 153·Kitabı okuyacak
Edebiyat
Kant tam bir düzenlilik örneğiydi, öyle ki ona "Königsberg saati" lakabını takmışlardı. Ders günlerinde onu evden çıkarken görenler saatin dakikası dakikasına sekiz olduğunu bilirdi. Sekize on kala şapkasını takar, sekize beş kala bastonunu alır, sekizde kapıdan çıkardı. Kant kullanmayı bırakabileceği son nesnenin saati olduğunu söylerdi.
Sayfa 135·Kitabı okuyacak
Biyografi
Yaşamanın tattırdığı doygunluk. Günbatımında mora çalan vadinin manzarası, bütün gün keskin güneşin altında ezilmiş renklerin nihayet birkaç dakikalığına da olsa altın rengi ışıkla ortaya çıkıp nefes aldığı o mucizevi yaz akşamlarının yaşattığı mutluluk.
Sayfa 128·Kitabı okuyacak
Edebiyat
Hazzın sıkça irdelenen kötü yanı, tekrarın onun yoğunluğunu azaltmasıdır. Beni tatmin eden o şeye ikinci seferde daha büyük coşkuyla atılırım çünkü kendimi gelecek hazza önceden hazırlamışımdır. Onun her boyutunu keşfetmeye, tek bir detayını kaçırmadan tadına varmaya çalışırım. Bunu üçüncü, dördüncü sefer izler, böylece o da bilindik, alışılmış şey olur. Aynı meyve, aynı şarap, aynı temastir belki ama izleri belli belirsiz bedenim dedir; artık bedenimde güçlü bir etki bırakmadan geçer gider. Hazda aranan bu yoğunluktur işte; hissetme melekelerinin şaşkına döndüğü, uyandığı, çalkalandığı, uyarıldığı o an. Tekrarla birlikte yavanlaşır, tazeliğini kaybeder, meşakkatli görünür, bayağılaşır. Bu noktada şu iki stratejiden birini seçersiniz: çeşitlilik ya da nicelik. Ya türleri değiştirip farklı çeşitlilikler bulur, ya başka tarzlara geçer ya da dozu artırırsınız. Bu stratejiler ilk uygulandığında biraz işe yarar. Azalmış yoğunluğun bir kısmı yeniden kazanılır. Fakat bu etkiler için fazla beklentiye girilir ve hazzı öldüren de beklentidir.
Sayfa 125·Kitabı okuyacak
İnsan ve Duygular