"Yaşa," der Nietzsche, "sanki gün buradaymış gibi." Yaratıcı kahramana rehberlik edecek ve onu kurtaracak olan toplum değildir, kesinlikle tam tersi doğrudur. Ve bu yüzden her birimiz, kabilesinin büyük zafer anlarında değil, kişisel umutsuzluğunun sessizliklerinde yüce sınavı paylaşmakta, kurtarıcının haçını taşımaktayız.
Cuchulainn'in bu renkli macerasının en etkileyici ve derinlere inen boyutu, tekerleğin ve elmanın yuvarlanışıyla kahramana açılan biricik, görünmez yoldur. Bunun, kader mucizesinin simgesi ve habercisi olarak okunması gerekir. Gördüğü şeylerin yüzeyinden yükselen hislerle kendinden kopmayan, fakat kendi doğasının dinamiklerine cesaretle yanıt veren bir insan -Nietzsche'nin dediği gibi, "kendi kendine yuvarlanan bir tekerlek" olan kişi karşısında güçlükler erir ve ilerledikçe beklenmedik büyük bir yol açılır.
Çünkü mitolojik kahraman olacak şeylerin değil, olan şeylerin yandaşıdır: katledeceği ejder tam da status quo canavarıdır: Yerinde Duran, geçmişin bekçisi. Kahraman belirsizlikten doğar, ama düşman, gücüyle apaçık ortadadır. O düşmandır, ejderdır, tirandır, çünkü konumunun verdiği yetkiyi kendi lehine kullanır. Geçmişi bekldiği için değil, beklediği için Yerinde Duran'dır
Tiran gururludur ve kaçınılmaz sonu da burada yatmaktadır. Gururludur, çünkü gücünün bizzat kendisinden kaynaklandığı düşünmektedir.