Yaşadığı dünyayı iyi tanımıştı. Mesafeli ve maddiyatçı bir bakış açısı vardı. Ona göre dünya vahşi ve acımasız bir yerdi; sıcaklığın, şefkatin, sevginin, ruhun tatlı pırıltısından uzaktı.
Kaderini başkasının ellerine bırakmak, varoluşun sorumluluğunu devretmek demekti bu. Telafisi de kendi içindeydi bu bedelin çünkü başkasına dayanmak, tek başına durmaktan her zaman daha kolaydır.