"Bergson'a inanmak gerekirse, insanın ruhunu zaman saplantısından arındıran şey, durée'nin güncel kılınmasıdır. Bu inancı paylaşan Proust, yaşamı boyunca devam eden ve bilinç dışında kaldığı sürece benliğinin bütün zerrelerine işleyen anı kırıntılarıyla doyurulmuş bir geçmişi yeniden gün ışığına çıkarma çabalarının uygulamalarını, bu inancı temel alarak oluşturmuştur."
"Büyük kent insanının duyduğu haz, bir ilk bakışta aşk değil, bir son bakışta aşktır. Bu sonsuza kadar veda ediştir ve şiirde büyülenme, anıyla kesişir."
"iş gücü olarak insan, mal olduğu sürece kendini mal yerine koyma zorunluluğuyla karşı karşıya değildir. İnsan, bu varoluş biçiminin üretim biçimince kendisine zorla benimsetilmiş bir varoluş olduğunun bilincine ne kadar varırsa -yani ne ölçüde proleterleşirse- mal ekonomisinin buz gibi soluğunu da o ölçüde fazla duyar. Mal ile özdeşleşmesi olasılığı da o ölçüde azalacaktır."