Dalgaların sertliği uykusundan uyandırmıştı genç komutanı rahat bir uyku uyuduğu yoktu savaştan beri. saatine bakmadan güverteye çıktı . ayın biraz evvel yükseldiği beyaz bulutlar ın sadeliği denizin mavisine karışmıştı , uzun geniş geminin güvertesi toplardan atılan barut kalıntılarından geçilmiyor du . ay ışığının denize yansımasını, dalgaların hışırtısına dalmadan duramadı maraz nöbetçi kaptana yaklaştı haritada nerde olduklarını sordu. kaptan haritadan eliyle işaret ederek Akdeniz kıyılarına yaklaştık Komutan Maraz gidip dinlenmelisin yarın seni bekleyen insanlar limanda olacak bir kahraman bekliyorlar bu bitkin ve baygın suratın hayal kırıklığı uyandırıyor. Genç komutan kaptana dönüp acaba sigaran varmı dır diye seslendi paketten bir dal çıkardı bir İngiliz askerinin cebinden aldığı zippoo çakmakla alevle di sigarasını çökmüş sise doğru naif ce üfledi dumanını, sanki o gemide değildi savaştan çıkmamıştı hala ruhu cephede dolaşıyor aklı silah arkadaşlarında kalmış düşmanın kurnaz zekasına karşı ilerleyişini düşünmek zorundaydı ah şu dinmeyen iç sesi: nereden çıktı şu terfi şatafatlı törene ne gerek vardı bu gemide olmamalıydım düşman, askerlerimin üzerine mermiler yağdırırken benim bu taç giyme törenim hayal kırıklığı. şu sabit emir li Yarbay Özçelik bunun bir propaganda oluğunu halkın güce ihtiyacı olduğunu defalarca bildirmişti lakin sefalet içinde yenildiğimizi nereye kadar saklayacaktık ne büyük kahramanlarız diye geçirdi içinden sigarasını denizin maviliğine fırlattı bir el hareketiyle. Usulca merdivenleri indi gıcırdayan kamarasına doğru yöneldi yatağının kenarında üniformasına baktı kafasının içinde dinmeyen bomba sesleri kulağında ritim tutarcasına patlıyordu uykuya kaldığı yerden devam etti . Güneşin ilk ışıklarıyla yardımcı subay cenk kahvaltıya