Yeni bir bilimsel gerçek, karşıtlarını ikna ederek ve ışığı görmelerini sağlayarak galip gelmez. Karşıtları en sonunda ölüp, yerlerini bu fikirlere aşina yeni bir nesle bıraktıkları için galip gelir.
Sistemli ve sınır tanımayan bir tüketim sürecinin ortaya çıkmasını sağlayan düşüncenin kökeninde yamamın tüm alanlarında sunulan nesnelere sahip olamama zorunluluğunun yol açtığı düş kırıklığı vardır. Sonuç olarak bir eksiklik duygusu üstüne oturan tüketimin denetim altına alınabilmesi olanaksızdır.
Bütün reklamların kadın konusunda “esnek, seçkin, rahat, pratik, munis, ateşli vb.” sözcükler kullanmaları reklam dünyasındaki nesnelerin genellikle dişileştirildiğini göstermektedir. Özetle nesne-kadın bir ikna aracı, en etkili toplumsal efsane görevi yapmaktadır.