Sahabeden biri Efendimize (s.a.s.) gelerek,
"Seni seviyorum ya Resûlallâh." diyor.
Efendimiz de,
"Sen ne dediğinin farkında mısın?" diyor.
Adam,
"Evet, gerçekten seviyorum." diye sözünü üç kez tekrar ediyor.
Bunun üzerine Efendimiz,
"Eğer beni seviyorsan fakirliğe karşı bir kalkan hazırla. Çünkü fakirliğin beni seven kimseye gelmesi, selin vadide akması gibi hızlıdır."
buyuruyor (Tirmizî, Zühd, 36).
Kendimize şu iki soruyu samimiyetle sormalıyız:
1️⃣ Efendimizi gerçekten seviyor muyum?
2️⃣ Cevabım "evet"se, bu uğurda başıma gelecek sıkıntılara katlanacak gücü kendimde bulabiliyor muyum? 💭
Sevgi özen ister, zahmet ister. Sevginin sınandığı saha fedakârlık sahasıdır.
Birini ne kadar çok seviyorsak, uğrunda o kadar çok çileyi göğüsleriz.
Efendimizi sevmenin tezahürü O'na uymaktır. Bu girişim de —özellikle dini değerlere sırt çevrilen günümüzde— birtakım zorluklara göğüs germeyi gerektirir.
Hayatın bizi hırpaladığını ve her şeyin zorlaştığını düşündüğümüzde, bu diyalog aklımıza gelsin.
Her sevginin bir bedeli vardır.