İnsan bu konuda ne kadar kendi elindedir ki? Özentiler, huzur ve mutluluk verdiğini gördüğümüz şeyler insanda zamanla hevese dönüşür. Yani heves ve arzular çevreden insana aşılanan duygulardır . Madem duygular ve düşünceler insanın çevresinden gelir . Senin içine doğrudan ışık tutacak kişide(şey, olay, durum), senin içine ışık tutmana vesile olacak kişide(şey, olay, durum) dışarıdan gelicektir. Bize ait olan tek irade: istemek. Ve bu isteği hal ile tasdiklemek . Gerisi nasip. Siz istemeye devam edin . İstediğiniz heveste olsa, kişide olsa sizi bulur.
Aşk fotoğrafı çekilimeyen, resmi çizilemeyen, kalemden kağıda geçilemeyen, tarif etmesi zor bir ruh halidir . Ne yaşayan anlatabilmiş, ne dışarıdan görenler tarifini yapmada yeterli olabilmiş.
Cemal safinin dediği gibi "yaşanmadan çözünmeyen bir sır".
Yeri gelmiş bülbülü bir gül için dile getirmiş.
Yeri gelmiş padişahları kralları tacından etmiş.
Yeri gelmiş kamili cahil, vahşiyi yahşi etmiş.
Yeri gelmiş lokman hekimin çaresini bulamadığı bir veba, keremi aslı için yakan bir ateş olmuş.
Yeri gelmiş Mevlana onun duygusu ile dönmüş, ferhat onunla dağları delmiş.
Vel hasıl . Ne hısmı ne hasmı var. Ne cismi ne resmi var aşkın. O yüzden yaşamayanin bilmediği. Yaşayanların ise anlatamadığıdir aşk . Gönül gürül gürül kelimeler şelalesi iken dilin bi çare olduğu yerdir aşk... ( Benim anlamaya ve anlatmaya yeltenip anlatamadığımdir. Allah beni affetsin. Onun aziz bir nimetine ben cehaletimle izahate kalkıştım)
youtu.be/YiTQG2fUx1k?fea...