Nazilerin o korkunç bilimselliği, Auschwitz de pek güzel görülebiliyor. Himmler'in hekimlerinin insanların
kısırlaştırılması deneylerini yaptıkları ameliyathaneler
kusursuz. İnsandan akan maddelerin işlendiği bir labo-
ratuvar, olduğu gibi duruyor. Bir kapıdan canlı bir adam giriyor, öteki kapıdan posası çıkiyormuş. Bir insanda ham-
madde olarak ne varsa içeride kalıyormuş. İnsan dersin-
den, insan saçıyla dokunmuş kumaşlardan, insan bedeni-
nin yağından elde edilen ürünlerden muazzam bir sanayi yaratılmiş Avusturya'da, üzeri çiçeklerle süslü, çam
kokulu, koskoca bir kalıp sabun görmüştüm. İçimizden
birinin, bu sabunun amcasından elde edildiğine inanma-
sı için yeterli nedeni vardi. Auschwitz'de bu eşyalar-
dan bir sergi yapmışlar ve insan bu meşum sanayinin
piyasada harika bir geleceği olduğunu anlayabiliyor: İnsan derisinden üretilmiş bir bavul, çok üstün kalitede bir
mal. Ben insanın bu kadar işe yarayacağını, hatta bavul
yapmaya bile yarayacağını düşünemezdim.
Tercümanın açıklamalarını bilimsel bir hava içinde izliyordu. Almanların klasik davranışıdır bu. Nazilerin yaptığı gaddarlıklar üzerine yorumlar, onların tüylerini diken diken etmeden üzerlerinden kayıp gider. Yanlarında da içinizden ne gelirse söyleyebilirsiniz, hiç oralı olmazlar, özür de dilemezler. Budapeşte'deyken bir Alman'la karşılaşmıştım, tam da o sırada Macar rehber stratejk durumu açıklıyor, Tuna Nehri üzerinde Avrupa'nın en güzeli olarak kabul edilen Elizabeth Köprüsü'nü dinamitle uçururken Nazilerin gösterdiği insafsızlığı anlatıyordu. Oradan birisi, bu konu hakkında ne düşündüğünü Alman'a sorma akılsızlığında bulunmuştu. Adam soğuk bir ifadeyle şu cevabı vermişti: "Bence müessif bir olay." Buchenwald Toplama Kampı'ndayken Alman rehberimiz şöyle demişti: "Bizim talihsizliğimiz şu ki, bizler bir katliamı organize ederken bile bilimadamları gibi davranırız." Almanya'dayken, son derece dost canlısı, neşeli, konukseverlik konusunda İspanya'dakilerden, cömertlik konusundaysa Sovyetler Birliği'ndekilerden hiç aşağı kalmayan bu insanlarla her iletişim kurduğumda böyle olumlu niteliklere sahip bir halkın nasıl olup da
toplama kamplarını kurmuş olduğunu anlayamıyordum. Toplama kamplarına gittiğimde de kafa patlattım ve bu Almanları hiç anlayamadım.
Sovyet halkının hediye vermek için uğruna elinde hiçbir şey kalmamasına yol açmamak için insanın çok ketum davranması gerekiyor. Ellerinde ne var ne yok, her şeyi hediye ediyorlar. İster değerli olsun, ister işe yaramaz şeyler.