Kız, en büyük düşmanın insanlar değil, içindeki nefret, dedi. Hayatının yarısını nefret doldurmuştu, içini kemirmiş, bir insanın dayanabileceği en son sınıra doğru sürüklemişti. Nefret anlamsız, dedi kız, hiçbir şey vermez, yalnızca alır. Sürekli yeni istekleri olur, daha fazla enerji, kan ve iğrenme ister. Onu hiçbir şey doyuramaz. Nefretin yerini yalnızca aşk alabilir.
Ne biçim bir hayvan? diye düşündüklerini duydu. Annesi nasıl bir günah işlemiş ki Tanrı böyle cezalandırmıştı onu...
Güldü onlara. Tanrılarına inanmadı. Kendisi gibi insanların tanrısı yoktu. Kendisi gibi yaratılmışlar için Tanrı yoktu. Eğer Tanrı insanı kendi suretinde yaratıyorsa, kendilerinin Tanrısı nasıl olurdu ki?