Mutlak mutluluk yoktur (yani saadet), ama mutsuz olmadığımız sürece az çok ya da hemen hemen mutluyuzdur. Müşkülpesent olmayalım! Gerçekliğin yüzüne tüküren nihilistler ya da dekadanlar gibi davranmayalım. Hayatın bana öğrettiği ve benim bir tür bilgelik olarak gördüğüm şeylerden biri şudur: Üç aşağı beş yukarı mutlu olmak, başlı başına bir mutluluktur.
Bir kadın aşık olmadığı bir erkekle karşılaştığında, onu ana babası nasıl yapmışsa öyle ( diğer bir ifadeyle olduğu gibi) görür. Aşık olduğu erkeğe baktığında, Tanrı onu nasıl yapmışsa öyle görür. Artık âşık olmadığında, bir masa, bir sandalye görür...
Marina Tsvetaeva
Çocuklar anne babalarını taklit eder, onlar da kendi anne babalarını taklit etmişlerdir ... Dünya bir tiyatrodur, yaşam bir komedi, yine de her rol birbirinin dengi değildir, her oyuncuda da denk değildir.
İnsanların liderleri idealleştirip adeta tapınma eğilimi göstermelerini büyüklenmenin bir çeşidi olarak görmelisiniz. İnsanlar birinin her şeyi mükemmelleştireceğine inandıklarında bu mükemmeliyetin bir kısmını kendileri de hissederler. Liderin sözleriyle birlikte zihinleri uçmaya başlar. Kendilerini inanmayanlardan üstün görürler. Daha bireysel bir düzeyde aşık oldukları kişiyi idealleştirirler, tanrı ya da tanrıça katına çıkarırlar, uzantısı olma duygusuyla gücün kendilerine yansıdığını hissederler.